ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI MÜSTEŞAR YARDIMCISI Prof. Dr Mehmet Emin BİRPINAR

ODA HEGEMONYASI BİTTİ

Torba yasa ile, TMMOB bünyesindeki Mühendis ve Mimar Odaları’nın proje vize işlemi yapma yetkileri iptal edilmiştir. Bu yasa değişikliğinin,  oldukça yerinde ve doğru olduğunu hatta geç kalmış bir düzenleme olduğunu söyleyebiliriz. Bu yasa tasarısıyla getirilen özgürlük, yıllarca emek verip mimar ve mühendis olan bizleri çok sevindirmiştir. Proje vize uygulaması öteden beri odaların faaliyetlerinde daima eleştiri konusu olmuş bir uygulamadır. Odaların kurulduğu yıllarda sınırlı olan gelir kaynaklarını desteklemek üzere ihdas edilmiş bu uygulama zaman içinde odaların yeterli ve zengin gelir kaynaklarına ulaşmasına rağmen muhafaza edilmiş ve uygulamada değişik sıkıntıların kaynağı olmuştur. Genellikle yasakları getirmeyi seven yasalarımız belki de son zamanlarda bir ilke imza atarak aşağıdaki mıhteşem özgürlüğü getirmiştir.  Bakın özgütlük yasası ne diyor:

Torba yasa harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize ve onayına tabi tutulamayacak, tutulmasıistenemeyecek. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri sebeperle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemeyecek, yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemeyecek. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemeyecek.

Aslında vize işleminin mesleki ve teknik açıdan hiçbir anlamı da yoktur. Bu, sadece odalara havadan kazanç sağlayan harç (haraç!..) uygulamasıdır ve kabul edilemez bir zorlamadan başka birşey değildir. Sebebi çok basittir. Zira herhangi bir projeyi hazırlayan kişi, proje ve hesaplarını yapmaya yetkin, en az dört yıllık bir üniversite mezunu bir mimar veya mühendistir.  Yani mesleğini yapmaya yeterli olduğuna dair elinde kocaman bir diploması vardır.

Projeyi hazırlayan mimar veya mühendis, aynı zamanda vergi mükellefidir ve mesleki faaliyetleri ticari açıdan maliyenin denetimi altındadır. Projeyi onaylayan makam ise yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere göre projeyi inceleyerek aynen veya tadilen onaylama yetkisine ve yeterliliğne sahip devletin ve milletin yetki verdiği bir makamdır. Bu işlem için de proje onay harcı almaktadır.

Dolayısıyla projeyi hazırlayan ve onaylayan tarafların yetkileri tartışılmayacak kadar açıkken, odaların projeyi yapanla onaylayanın arasında komisyoncu gibi bulunması yılların çözülemeyen yarasıdır. Zira vize işlemi ile verilen hizmetin içeriği nedir sorusu; odalar tarafından bile yıllardan beri cevaplandırılamayan basit bir sorudur. Ne yazık ki verilen hiçbir hizmet olmamasına rağmen odalar harç almaya devam etmişlerdir. Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için isterseniz birkaç örnek verelim: Mesela, altı yıl emek vererek okuyan bir hekim, yazdığı reçetesi için Tabipler Odası’ndan vize almadığına göre veya dört yıllık lisans öğretimini bitirip bir yıl da staj yapan bir avukat yazdığı savunma dilekçesi için barodan mütalaa istemediğine göre, bir mühendisin de mesleki olarak yaptığı proje çalışması için odadan vize istemesi çok garip ve anlaşılmaz değil midir?  Çizdiği ve hesapladığı projeyi niçin odaya inceletmek zorunda olsun? Kendisi yetkin ve yeterli değil midir? Bu gibi basit sorular yıllardan beri cevap beklemektedir.

Odalara verilen bu anlaşılmaz imtiyazın saçmalığını farkeden birçok belediye proje müelliflerinden yıllardır zaten vize istememektedir. Yani getirilen projeyi hazırlayan kişinin diploma ve vergi levhası kaydını ibraz etmesini yeterli sayarak bu garip mecburiyeti keyfi hale getirmiştir.

TMMOB bünyesindeki odalar kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde kuruluşlardır.Öncelikli görevleri üyelerinin hak ve menfaatlerini korumaktır. Ancak vize uygulaması ile odalar, üyelerinin mesleki kazançları üzerinden pay almak gibi haksız bir davranışın içinde olmuşlardır. Sadece kendi siyasi görüşlerine yakın belediyeler proje müelliflerinin odadan vize almasını mecbur kılmıştır. Aksi takdirde projeleri onaylamama yoluna gitmiştir. Belediyeler tarafından uygulanan bu çifte standart ve ihtiyarilik proje sahiplerini çaresiz bırakmış ve maliyetlerini arttırmıştır.

Aslında odaların misyonlarına baktığımızda, üyelerinin menfaatlerini her platformda koruyan, onları dünyadaki kendi alanındaki gelişmeler konusunda bilgilendiren, bilimsel yayınlar çıkartan, konferans, seminer ve paneller düzenleyen güçlü sivil toplum örgütleri olmaları gerekmektedir. Bütün bu çalışmaları da yine üyelerinin yıllık aidatları, mesleki yayın ve reklam gelirleri, bilirkişilik ve danışmanlık gelirleri, bağış ve sponsorluk gibi gelirlerle rahatlıkla yapabilirler. Bunlar odaların bizzat kendisinin yaptığı faaliyetler neticesi elde ettiği gelirlerdir.

Odaların gelir kaynakları sadece vize harcından ibaret değildir. Vize yetkimiz elimizden alındı, gelirimiz kesildi deyip protesto etmek gerçekçi değildir. Ayrıca üyesinin hak ve menfaati için değil , bizzat kendi maddi çıkarları için mücadele etmek anlamına gelir ki tasvibi mümkün değildir. Zorla alınan vize harçları ise üyesinin yaptığı mesleki faaliyet üzerinden alınan bir gelir kalemidir ve en hafif ifadesi ile üyenin kazancına ortak olma gayretidir. Odalar, kendilerine kanunla verilmiş olan hak ve yetkileri kullanır, oda yapılanmasını üyesinin menfaatine olacak şekilde organize ederse, üye de odasına sahip çıkacaktır. TMMOB bünyesindeki odalara kayıtlı mimar ve mühendis kitlesi yaklaşık  500.000 civarındadır. Fakat böylesi  eğitimli, donanımlı, üretken bir kitlenin zati hak ve menfaatleri maalesef  ideolojik saplantılara feda edilmektedir.

Vize uygulamasının  askıya alınması tek başına yeterli değildir.TMMOB yasası temelden gözden geçirilmeli, odaların merkez ve şubelerinin çalışmaları yeniden üye odaklı olarak yapılandırılmalı, oda yönetimlerindeki  tek sesliliğe  son verilmeli, bu amaçla yönetim organları  nispi temsil esasına göre teşkil edilmeli ve değişik düşünce ve fikirlerin oda yönetimlerinde temsiline imkan sağlanmalıdır. Böylece bu mümtaz kitlenin gerek mesleki gerekse ülke meseleleri üzerinde geniş ufuklu çalışmalarının da önü açılmalıdır.

Bu arada, İnşaat Mühendisleri Odası yıllardır vize uygulaması yapmamasına rağmen, yapılan düzenlemeye ve özgürlüğe tepki olarak çok ucuz bir davranış geliştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanı İnşaat Mühendisi Erdoğan Bayraktar’ı disipline vermiştir. İnşaat mühendisi ve kırk senedir oda üyesi olan Sayın Bayraktar’ı oda üyeliğinden atmaya çalışmıştır. Halbuki yasa iyi okunduğunda Bakan Bayraktar şehir plancılarına, iş güvenliği uzmanı olabilme gibi yeni haklar getiriyor. Ne gariptir ki bunlardan kimse bahsetmiyor ve takdir etmiyor.

Sonuç olarak Türkiye’de odalara kayıtlı mimar ve mühendisler kendi çizdikleri projeleri üye oldukları odalarına vize ettirmek istiyorlarsa, bunun önünde herhangi bir engel yoktur. Gitsinler onaylarını, vizelerini yaptırsınlar ve gerekli harçlarını yatırsınlar. Getirilen düzenleme sadece bu mecburiyeti ortadan kaldırmış ve kesinlikle yasaklama getirmemiş, sadece vizeyi ihtiyari hale getirmiştir. İsteyen, odasını seven mühendis ve mimarlar, odalarına yaptıkları projeleri vize ertirmeye devam ederek maddi olarak destek vermeye devam edebilirler. Projelerini harç vererek vize ettirmek isteyen gönüllü odasever mimar ve mühendisler, odanız sizi bekliyor. Buyurun, gidin, onaylatın, yolunuz açık olsun. 

E-BÜLTEN

Bize mail adresinizi ulaştırarak , yeniliklerimizden ilk siz haberdar olabilirsiniz.

TAKİPTE KALIN