Başaranın anahtarı geleceği görmekte saklı

T. C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’nın öncülüğünde, ÇEVKO, LASDER, TÜKÇEV, TÜMAKÜDER ve Recycling INDUSTRY Dergisi tarafından düzenlenen İzaydaş’ın Ana Sponsorluğu’nda gerçekleştirilen TÜRKTAY “2023’E Doğru AB Sürecinde Türkiye’de tüm yönleriyle atık mevzuat ve uygulamaları paneli” 22-23 Ekim tarihlerinde Ankara Ticaret Odası Eski Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

 

T. C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’nın öncülüğünde, ÇEVKO, LASDER, TÜKÇEV, TÜMAKÜDER ve Recycling INDUSTRY Dergisi tarafından  düzenlenen İzaydaş’ın Ana Sponsorluğu’nda gerçekleştirilen TÜRKTAY “2023’E Doğru AB Sürecinde Türkiye’de tüm yönleriyle atık mevzuat ve uygulamaları paneli” 22-23 Ekim tarihlerinde Ankara Ticaret Odası Eski Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Çok sayıda kuruluş ile çok sayıda sektör temsilcisi geniş bir yelpazede atık yönetimini konuştu. Ortak görüş olarak atığın daha iyi yönetilmesi gerektiği vurgulanan ve 2 gün süren panellerde, Türkiye’nin 2023 vizyonu için çevre politikasının nasıl olması gerektiği de TÜRKTAY 2013’te belirginleşti. Sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanlar; dört panelde de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm bakanlıklar ile koordinasyonun ve işbirliğinin önemine vurgu yaptı; ortak bir atık aklı ile hareket ederek 2023 hedefi konulması gerektiği konusunda da görüş bildirdi. Adeta 2023 atık yönetimi şemasının oluşturulduğu panelde, gün gün toplantı toplantı şu görüşler öne çıktı:

GÖNÜLLÜLÜK OLUR AMA YAPILANMA ŞART

ATO toplantı salonunda 22 Ekim’de başlanan 2023’E Doğru AB Sürecinde Türkiye’de tüm yönleriyle atım mevzuat ve uygulamaları panelinin açılış konuşmalarının ilkini Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Aslan gerçekleştirdi. Sağlıklı bir çevrenin Anayasa ve yasalarda yer aldığının altını çizen Aslan, AB İlerleme Raporları’nda da Türkiye’nin çevre konusuna ilişkin bölümlerin büyük yer aldığını söyledi. Sivil düşüncenin çevre konusunda önemli olduğunu belirten Aslan, “Gönüllülükle katkı olur ama sanayinin ciddi ihtiyaçları vardır, teşvike ihtiyacı var. Devletin ciddi görevleri var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tek başına değil, tüm bireylerin görevidir çevre. Özel sektör ve devlet arasında entegrasyon olmaz ise; biri kirletir biri temizlerse... birinin duyarlılığı yukarıda diğeri aşağıda olursa bu iş başarılamaz. Bütün kamu birimlerimizin çevre birimi olmak zorunda. Okulun, hastanenin çevre sorumlusu yoksa, bu konuda sorumlu birimi yoksa bu iş yürümez!  Çevre konusunda kamu ve özel sektör yeni yapılanmaya girmeli.” dedi.

TUZLA’DA VARİLLERİ BULDUK YASA TBMM’DEN GEÇTİ

Panelin ikinci açılış konuşması ise Çevre ve Şehircilik Bakanı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar tarafından gerçekleştirildi. Çevreye ilişkin kanunların ABD’de yaşanan bir çevre kazası sonrası dünyanın gündemine girdiğini belirten Müsteşar Yardımcısı Prof. Birpınar, Türkiye’de 1993’ten sonra bu konuda hızlı bir atılım olduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre konusunda İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminden beri çalıştığının altını çizen Birpınar, şunları söyledi:

“Bizde de 1993’te Ümraniye Hekimbaşı’nda bir çöplük faciası yaşanmıştı. 38 vatandaşımız düzensiz depolama yapıldığı için göçükte ölmüştü. Bir kısmının cesedine bile ulaşılamamıştı. İstanbul’da çöp yığınları vardı, işçiler grev yaptığı için vatandaş kendileri çöpleri toplatıyordu. Salgın hastalıklar o dönemde yayılmaya başlamıştı. O günlerde biraz tedbirler alındı. 89’dan önce müsteşarlık sonra Çevre Baklanlığı kuruldu. Sanayicinin ciddi baskısı ile çevre kanununda ciddi yaptırımlar olmadı. 2006’da Tuzla Orhanlı’da 2 bin tane zehir dolu varil bulduğumuz gün işler Türkiye’de değişti. 2 bin varilin 500 tanesi dere kenarına delinerek bırakılmış, dereye akmış, bulduğumuzda üzerinden 5 yıl geçmişti. Dünya ayağa kalktı. BBC ve CNN’in de kendisi de 38 tv kanalı dahil, çalışmamızı çekmeye gelmişti. Atıklar dereye gidiyordu, ötede seralar vardı, seralar da bu dereden sulanıyordu. Atıkları oraya gömen sanayicinin çocukları da o seralarda yetişen domatesi, biberi lokantada yiyor. Bunu yapan sağlık sektöründen bir sanayici idi. Sağlık hizmeti vermesi gerekendi. Gözlerim yaşarmıştı, bu işi nasıl yapar diye. Çok yakınında (Genel Müdürü’müz  Muhammet Saraç burada) İZAYDAŞ vardı. İZAYDAŞ’a vermemek için bunu yapmıştı. Tesis yoktu diye bir şey yok. Tuzla’da o varilleri bulduğumuzda İZAYDAŞ yüzde 30 kapasiteyle çalışıyordu. Ne zaman varilleri bulduk. İZAYDAŞ üç sene sonrasına randevu vermeye başladı. TBMM’ye beş defa Çevre Kanunu gelmiş, kadük olmuş, geçirilemiyordu. Bir gecede TBMM’de kanun geçerek yasalaştı.”

ÇEVRE İÇİN AHLAK ŞART

Panelin üçüncü açılış konuşmasını ise TBMM Çevre Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya yaptı. Türkiye’nin 2023 çevre politikasını oluşturmaya çalıştığını anlatan Başkan Kaya, “İşin ahlak boyutunu ele almalıyız. Neleri gündeme getirtmeliyiz? Bakanlık sadece eğitim ayağını değil, din ayağını güçlendirmeli. Alevi ve Roman çalıştayı yaptık. Azınlıkları ve tüm mezhepleri dikkate alarak böyle bir kutsallığı iade etmeliyiz. Bunu bir bilince dönüştürerek ağaca suya zarar vermenin ahlaki sıkıntısını insanlara anlatmalıyız. Geçen hafta Kore’de idim. Kore dünyada bizimle birlikte kalkınma sürecine başlayan, bizden sonra başlayan sonuçlara bakınca ülkenin yüzde 65’e yakını ormanlarla kaplı. Fert başı gelir 30 bin dolar. İnanılmaz bir çalışma söz konusu. Bir idarede yönetici çıkmıyorsa, Allahın kulu çıkamaz. Çıkarsa büyük saygısızlık oluyor. İnanılmaz bir kurumsal saygı var.  Ahlakı merkeze koyarak bir bilincin yaratılması lazım. Yeni nesil teknolojiyi ülkeye kazandıralım. 2023 için yeni yapıyı şimdiden oluşturalım diyorum. Herkese teşekkür ediyorum. Bize de düşen neler varsa katkı yapmayı arzu ediyorum” diye konuştu.

HAREKETE GEÇME ZAMANI

Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci de, açılış konuşmasında panelistlere başarı dileyerek, önemli bir konunun gündeme getirildiğinin altını çizdi. Başkan Bezci, atık konusunda çevre bilincine vurgu yaptığı konuşmasında, “Katı atık yönetimi ve geleceğe yatırım demektir. Tüm kaynakların hızla tüketildiği Türkiye’de, soruna doğru en hızlı çözüm geri dönüşümdür, geri dönüşüm yeni istihdamdır… Dev bir sektör demektir… Tüm insani aktiviteler bile çöp üretir. Katı atıkları değerlendirmek üretim kadar önemlidir. Ne hükümetler ne çevre uzmanları bunu görmezden gelemez. Şimdi harekete geçme zamanı! 16. büyük ekonomi Türkiye; gelecek nesillere daha temiz ülke bırakmak zorunda. Bu günkü toplantı bununla ilgili. Burada atılacak adımlar 2023’teki Türkiye’yi sağlık estetik olarak şekillendirecektir” dedi.

UYGULANABİLİR YÖNETMELİKLER ÇIKARTIYORUZ

Panelin ilk oturumu “Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı Uygulama Sürecinde Ulusal Program, Öncelikler, Mevcut Durum Analizi” başlığıyla yapıldı. İstanbul Teknik Ünversitesi’nden Prof. Dr. İzzet Öztürk’ün moderatör olduğu panelde ilk sözü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık Yönetimi Daire Başkanlığı Endüstriyel Atıklar Şube Müdürü Betül Doğru aldı. Türkiye’nin AB’ye uyum konusunda çalıştığını anlatan Doğru, “Yıllık ilerleme raporlarıyla bizi takip ediyorlar. Görüşleri bildiriyorlar. Son ilerleme raporunda gelişme olduğu ifade ediliyor. Biz çalışmalara devam edeceğiz. Mevzuat tarafında şöyle bir husus var. Tüzüklerde bizim yapmamız gereken şeylere, ulaşmamız gereken şeyleri ifade ediyorlar. Tavsiye olarak yayınlandığı AB’nin yayınladığı mevzuatlar var. Hukuki bağlayıcılık yok... Zaman zaman bakanlık olarak tenkit ediliyoruz, yönetmelik yapıyorlar. Evet çeviriyoruz ama yeni bir çevirimle bunu mevzuata yansıtmıyoruz. AB üyesi ülkelerde bu direktif nasıl uygulanmış ona bakıyoruz. Türkiye’nin uygulayabileceği yönetmelikleri çıkartmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

TEHLİKELİ ATIKTA ARTIŞ VAR

Tehlikeli atıkla ilgili Türkiye’deki rakamlardan söz eden Betül Doğru, Tehlikeli atıkla ilgili 6 tesis var, 282 geri kazanım tesisi var. Hızla bu sayı yükseliyor. Üreticilerden kayıtları almak için program geliştirdik, 2009’da başladık, 2010, 2011’e bakacak olursak beyan edilen miktarda yüzde 20’lik artış var, bertaraf edilen miktarda yüzde 300 artış var. Tesisin içinde kullanılması. Bunun zaten sabit olması çok normal. Stok dediğiniz şey bekletiyor. İhracat da azalmış. İnsanlar atıklarını bilmeye başladılar ve uygun şekilde bertarafa göndermeye başladılar. Daha çok çalışmamız lazım” şeklinde konuştu.

İSTİKRAR ŞART

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Çevre İklim Değişikliği ve Enerji Verimliliği Şube Müdürlüğü Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Damla Sağlam Şatır ise 2. Dünya Savaşı ile birlikte atık dönüşümünün başladığını söylediği konuşmasında, ilginç bilgilere yer verdi. Kalkınma anlaşıyışını benimseyen ülkelerde atık dönüşümü olduğunu anlatan Şatır, “İkinci Dünya Savaşı sırasında vatandaşların metal maddeleri toplamalarının teşvik edildiği biliniyor. Atıkların dönüşümü birincil hammadde ihtiyacını azaltarak, uzun vadede ekonomik ve verimli bir yatırımdır. Kalkınma anlayışını benimseyen ülkeler, ekonomik değeri bulunan atıklarının değerlerini geliştirmeleri gerekir. Ülkemizde de alanda var olan tamamıyla değerlendirilemeyen atıkların dikkate alınması sonucunda ulusal standardın doğması oluşmuştur. Bu kapsamda 2011’in Ağustos ayında ekonomi koordinasyon kurulunda karar verilip 2012’de Kalkınma Bakanlığı’nda dışa bağımlılığı yüksek olan sektörlere ağırlık verilecek cümlesine vurgu yapılmış. Geri dönüşüm sektörü çok sayıda paydaşın somut katkısını gerektiriyor. İstikrarlı biçimde faaliyetleri kapsaması lazım. Stratejide yer alanların uygulanarak çevresel ve ekonomik fayda sağlanması öngörüldüğünü söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.

2009’DAN SONRA ÇALIŞMALAR ÇÖKTÜ

Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetim Merkezi Direktörü Aynur Acar ise, belediyelerin atık toplamadaki paylarına ilişkin olarak, “Bazı eğitimlerde TAP ve YK’ları belediyelerle tanıştırdık. İl müdürlüklerinin uzmanlarını davet ettik, doğru uzmanlarla belediyeye anlatılmasını sağladık. BaşlardaYK’ların imkanları sayesinde geri dönüşüm kutuları dağıtıldı. 2009’dan sonra çalışmalar sürdürülebilir olmadı. Yeni belediye başkanları geldi, eğitilmiş kadroları değiştirdiler. Projelerin çökmesine neden oldular” dedi.

KAMUNUN SORUMLULUĞU ARTTIRILMALI

Atığın bertaraf edilmesi için tesis yetersizliğinden dem vuran Acar, “Kaynağından ayrı toplama yapılamıyor. Atık bertaraf tesislerinin yetersizliği, kurulamaması. Özel tesislerin belediyeye yük getirmesi. Atık çamurunun düzenli depolama sahalarında bertaraf edilmek istenmesi. Yetki devrinin olmadığı konularda yetersizlik… Daha bir sürü şeyi sayabiliriz. Çöp sorunun çözümünde tüm tarafların da bu ülkede yaşadığı 75 milyon nüfusun sorumluluğu vardır. Bunun alt yapısının maliyetini belediyeye yükleyip, beklemek haksızlık! Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğunu arttırmak için uzun vadeli bilboard reklam, afiş gibi ayrı toplama planları, programları genelge halinde ilgili makamlara yayınlanmalı. Medyaya, okullara dağıtılmalı. Promosyon malzemeleri için kitap malzemesi şart” şeklinde konuştu.

200’ÜN ÜZERİNDE BELEDİYEYE DESTEK

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB Yatırımlar Dairesi Başkan Vekili İsmail Raci Bayer ise ekonomik katkılardan bahsettiği konuşmasında, “Birimimiz su ve atık su için 545 milyon Euro, katı atık için 232 milyon Euro, kapasite geliştirme için 26 olmak üzere 2007-13 arası 803 milyonluk bütçeye sahip. Nüfusu 50 binin üzerinde olan 200’ün üzerinde belediyeye destek sağlanmıştır” bilgisini verdi.

TÜRKİYE YÜZÜNÜ BATI’YA DÖNDÜ

 Panelde konuşan REC Türkiye Direktörü Rıfat Ünal Sayman ise nüfus arttıkça atığın arttğını söyledi. Sayman, “GSMH arttıkça evsel atık artacak diyoruz. Çevresel sorunlar atık sorunu kentlerde kendini gösteren bir sorun. Büyük şehirlerde nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 46 iken, evsel atıkların yüzde elektronik atıkların yüzde 64’ü bu şehirlerde bulunuyor. Kentlerde atıklar üretiliyor ve kentsel sorun. Atık sorunu evrensel bir sorun. Dünyanın farklı kentlerinde bu sorunla karşılaşabiliyoruz. Türkiye sorunun çözümü için yüzünü batı’ya dönmüş durumda” dedi.  

ÇEVRE STK’SI SAYISI PARMAK KADAR AZ

Panelin son konuşmacısı Çevre ve İnsan Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selami Horzum ise, çevre insan ilişkileri üzerine kurduğu konuşmasında STK katkısına değindi. STK’lar olmadan çevre bilincinin oluşamayacağını belirten Horzum, “AB’de çevre politikası yürütülürken STK’ların katkısı önem arz etmekte. Çevre konusundaki derneklere bakınca, sayısının parmakla sayılacak kadar az olduğunu gördük. Türkiye ilerleme raporları incelendiğinde en az uyum gösterilen alanlardan biri doğa korumadır. Raporlar, yaşam alanlarının yitirilmeye devam ettiğini vurgulamakta, öte yandan Türkiye’nin yeni büyük ölçekli su ve enerji alt yapı tesislerinin, korunan flora ve fauna türleri üzerinde yaratacağı olumsuz etkilere dikkat çekmektedir” diye konuştu.

DÖNÜŞÜMDE ENERJİYİ KAZANMAK BOYNUMUZUN BORCU

Panelin ilk gün ikinci oturum başlığı ise “2023’e doğru AB sürecinde atık yönetiminde temel sorunlar ve çözüm önerileri” oldu. ODTÜ’den Prof. Dr. Aysel Atımtay, moderatörlüğünü yaptığı panelde; atık enerji ilişkisine değinerek, “Enerji olmazsa olmaz, gelişmekte olan ülke için. Nerede en temiz enerji elde edersek önemli kazanım olacak. Kullandığımız ambalaj atıkları ve çöpler olsun, bir çoğunun içinde enerji var. Enerjiyi de geri kazanmak boynumuzun borcu” dedi.

ATIK ENERJİSİ FOSİLİN YERİNE İKAME EDİYOR

Panelin ilk konuşmacısı Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Oğuz Can oldu. Çöp gazından elektrik konusuna değinen Can,  şunları söyledi:

“Atıktan enerji teknolojisine bakarsak çöp gazından elektrik üretiminde 15’e yakın tesisi var. 85 megavat güce ulaşmış. 115 depolama sahasının geçmesi durumunda 200 megavat olacak. Buna gazlaştırma diyoruz ama biyometalizasyon. Hayvansal ve tarımsal atıkların gazlaştırılması sonucu elde ediliyor. 3 bin 500 megavatlık potansiyel var. Atığın potansiyeli daha ortaya çıkarılmadığı halde var. Atıktan enerji denilince sadece elektriği göze almamak lazım. Bir yandan ısı, bir yandan alternatif yakıt üretimini dikkate almak lazım. Alternatif yakıtların ikincil yakma lisansı olan tesislerde fosil yakıtların yerine ikame etmesi, beraber yakma olarak geçiyor yönetmeliklerde. AB’de de atık değil ürün olarak tanımlandığını, uluslararası dolaşıma bırakıldığını görüyoruz. İleri termal bertaraf başlığını almak lazım. Bu noktada piroliz, gazlaştırma gibi termal işlemler söz konusu. Elektrik, yakıt enerjisi elde ediliyor. Atıktan enerji neden önemli? Çevre Kanunu ve mevzuatı atığın geri dönüşümünü öngörüyor. Geri kazanılan atığın yapılandırılması önemli. Entegre atık yönetimine atıfta bulunmak istiyorum. Atık minimizasyonu. Atıktan enerjinin çıkışına bakınca daha çok atığın minimize edilmesini öne alıyor. Yerel kalkınmada atığın sürdürülebilirlik başlığı... Özellikle atıktan enerji tesislerinin küçük çapta istihdam açısından yerel yönetim açısından son derece efektif katkı sağladığını görüyoruz”.

ÇİMENTODA YAKMA KOTASI KALDIRILSIN

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Çevre Direktörü Canan Deringöz Gencel ise, çimentoda kullanılan atık miktarlarına ilişkin bilgiler verdi. Çimento tesislerinin birer çözüm ortağı tesisi olduğunu anlatan Deringöz, “Ülkenin atık denetiminde önemli bir çözüm ortağı sayıyoruz kendimizi. Normalinde atık yakma tesislerinin yılda 35 bin ton kapasitesi var. Bizim 450 bin ton yakıtı kullandığımız düşünülürse, sektör olarak atık sorununda çözüm ortağı olmuş oluyoruz. Mevcut durumu tespit ederken, birçok kişi konunun uzmanı, hangi yakıtları kullanıyoruz. Sorunlarımız neler bizim? Sorun şu; en çok yaygın sektörlerden biri çimento sektörü; 49 fabrika var, illere yayılı durumda. Hala bizim atıkları kullanma potansiyelimiz anlaşılamamış durumda. Tehlikeli ve tehlikesiz atıkların toplamı enerjinin yüzde 40’ını sağlayabiliriz. Daha fazla olursa atık yakma tesisi oluyoruz. Ama AB’de sadece bu tehlikeli atıklara uygulanan bir kota. Bazı tesislerde bu oran yüzde 20’lere ulaşıyor. Bu kotanın kaldırılmasını istiyorum” dedi.

16 BÜYÜKŞEHİRE YAKMA TESİSİ

Konuşmacılardan İTÜ öğretim üyesi Prof. İzzet Öztürk ise yakma tesislerine değindi. Türkiye’de yakma tesisi kurmak için 16 büyükşehrin düşünüldüğünü anlatan Prof. Öztürk, “Yakma sütünunda başta İstanbul Marmara’daki şehirler olmak üzere Ankara, Antalya, İçel, G.Antep benzeri 16 büyükşehirin 14’ünde termal prosesler öngörüldü. Artvin değil de Giresun, Ordu, Rize, D. Karadeniz’in özel koşulları nedeniyle termal proses önerildi. Değişik kademelerde, atıklarla birlikte çamurların yönetilmesi için değişik planlama çalışmaları yapıldı. Bu çerçevede nüfusu yüz binden az olan yerlerdeki yerleşimlerin stabilize edilen çamurlarını ağır metaller ve bakteri patojenler bakımından şartlar uygunsa araziye uygulanabileceği, kalan kısımda ise başka yöntemlerin geliştirilmesi önerilmişti. O tarih itibariyle AB genelinde de stabilize edilmiş çamurların arıtması yüzde 55 düzeyindeydi. Bugün daha fazla çekince görüyoruz. Ağır metal, hijyenik kaliteden değil. Öncü kirleticilerden. Birçok ülke hijyenik bakımdan öncelikli olsa da kirleticiler nedeniyle çamurun tarımda kullanılmasında teşvik edici değiller” ifadelerini kullandı.  

ATIKTAN ENERJİ GEREK

Atıktan enerji konusuna da değinen Öztürk, “Atığın ve arıtma çamurunun yakınmasında kalorifik değer, su muhtevası, yanabilirlik kriterine dikkat gerekiyor. Genellikle bir ton kentsel katı atık yakınca, 500 kilovat saat enerji üretiyoruz. Atığın belli bir kalorifik değeri olması lazım. Ortalamada bin 600 olmalı. Bin dörtyüzün altına düşmemesi lazım. Bunun altındaki değerde bin ton atık yakınca 20 megavatlık elektrik enerjisi gerekiyor. 1 onda 4 katı ısıl güç lazım. Evsel atıklardan termal prosesle enerji üretimi gündeme gelince, bunun birlikte ele alınması lazım. Isı geri kazanımı olmazsa, maliyetler daha da artıyor, maliyetin yükseltilmesi gerekiyor. Oluşan atığı görüyoruz. Bin tonluk tesisten 270 kilogram taban külü, 30 kilo hurda demir 40 fitlitre külü, 30 kilo baca külü çıkıyor. Özetle bin ton için 20 megavat enerjiyi ele alabiliriz” dedi.  

550 NOKTADAN ATIK ALIYORUZ

İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç ise, Türkiye’nin ilk tehlikeli atık bertaraf tesisi İZAYDAŞ’a ilişkin bilgiler verdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir kuruluş olduklarını belirten Genel Müdür Saraç, “Yüzde 100 Kocaeli Belediyesi iştirakidir. Kocaeli ve Türkiye’ye dönük hizmetlerimiz var. Kocaeli’ye dönük günde bin altı yüz ton evsel atık bertaraf ediliyor. Düzenli depolama alanımız var, çöp gazımız var. İkinci işimiz İzmit körfezine giden gemilerin yılda 12 bin gemi, onların atığını bertaraf ediyoruz. Üçüncü işimiz Kocaeli’ndeki sağlık kuruluşlarının atıklarının toplanıp, bertaraf edilmesini yürütüyoruz. Günde 5 ton olduğu için sterilize ediyoruz, yönetmelik de 10 ton diyor. 550 noktaya uğruyoruz atıklar için. İnşaat atıklarını da Kocaeli sınırlarında bunu yapıyoruz. Herkesin diline düşme nedeni endüstriyel atıklar. Bunla ilgili ciddi yakma tesisi var. Hala ilk tesisimiz. İkincisi olsun diye bekliyoruz. Uygulama yaptıklarımız da depolarda bertaraf ediyoruz” diye konuştu.

BELEDİYELERDE HAYAL TİCARETİ OLUYOR

Atık dönüşüm şirketlerinin belediyelere bir fikrim var diye gittiklerini ama sonunun genelde belediye açısından hüsran olduğunu anlatan Genel Müdür Saraç, şunları söyledi:

“Bugün 26 milyon ton evsel atık, 1 milyon 120 bin ton tehlikeli atık üretiliyor, ki öyle olduğunu herkes biliyor, 100 bin ton tehlikeli atık var! Demek ki bunlar artacak. Bertaraf edecek tesislerin ortaya çıkması lazım! Yapılan tesislerde ekonomik ve ticari kazanımlar ortaya çıkıyor. Sevgili firmalar hazırlıyorlar başkanlara gidiyorlar. Bütün belediye başkanları para sıkıntısı içinde. Şu kadar para harcıyorum, bu kadar geri dönüşüm varmış diyor, hemen o işin peşine koşabiliyorlar. Burada bir şey yapmak lazım… Bakanlığın 2008-12 eylem planı vardı. İleri götürmek lazım… Her ilin, yerleşim bölgesinin atığın özelliği, tarımı ile tavsiye edilen birinci teknoloji budur diye demek lazım... İş oraya gidince desteklemek lazım… yoksa hayal tacirleriyle de daha çok uğraşacağız!!!”

ÇİN DEĞİL AB İLE REKABET EDİN

Geri dönüşüm konusunda üreticilerin isteksiz olduğunu ve maliyetlerden yakındığını anlatan Saraç, “Marmara, Ankara, İzmir’in dışına çıkınca çoğu yerde atık tabiri yok. Onların iyi niyetle sistem içine almak lazım! Sanayici için atık maliyettir. En büyük şikayet maliyet. Ama bir ürünü üretiyorsan, hammaddesine para veriyorsun, malı almadan parasını peşin veriyorsun, enerjiye veriyorsun. Güzel bir ambalaja veriyorsun, sonra satıyorsunuz, buna para veriyorsunuz. Doğru üretirseniz atığın maliyeti binde oranındadır... Maliyeti kim ödüyor, son müşteri ödüyor. Rekabet edemiyoruz!... kimle? Çin ile.... Ora ile değil, AB ile rekabet ediyoruz. O nedenle sanayicilerin illegal yollara sapmamasını söylüyoruz. Atıkları değerlendirmek için bekliyoruz. İllegal olarak kötü örnekler var” dedi.

KALORİFİK DEĞER ÖNEMLİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Atık Maddeleri Değerlendirme A.Ş (İSTAÇ)  adına konuşan Aynur Çevikbilek ise, önce atığı tanımak gerektiğini söyledi. Tanınan atığa göre dönüşüm sistemlerinin kurulması gerektiğini ifade eden Çevikbilek,

“Önce atığımızı tanımalıyız. Her bölgeye hangi yatırımın olması için öncelikli atığın içeriğini bilmemiz gerekiyor. O bölgenin enerji mi? kompost mu? olduğunu bilelim ki başlangıç doğru olsun. Genelge de var, düzenli yapılması gereken bir yöntem. Bertaraf termal seçeceksek kalorofik değer ortaya çıkıyor. 1500/1600 kalorifik değer olmalı ki ilave yakıt kullanmayalım. Daha düşükse ilave yakıt gerekiyor yakma tesisi için. Atığımızın inört maddesi yüksekse kalorifik değeri düşük, bunlar yüksekse yüksek oluyor. Ülkenin nemi yüksek. Bizim İSTAÇ olarak yaptığmız atık karakteri Antakya, Erzurum, İstanbul, Trabzon’da ortalama kalorifik değer 1600-1700 arasında. Gelişmiş ülkelerde kalorifik değer nedir. Orada bir yakma üçgeni var. Nem muhtevası yüzde 50’nin altında, kül yüzde 60’ın altında, karbon 25’in altında olması lazım yakma tesisi için. Japonya ve Avrupa atığının değeri görülüyor sistemde. Avrupa’da 400’ün üzerinde termal sistem kullanan tesis var. ABD’de 87, Japonya’da 250’den fazlası enerji üreten 1300 yakma tesis var” diye konuştu.

ELEKTRİK GARANTİ AMA MALİYET YÜKSEK

Atık dönüşümünde enerji geri kazanımının önemli olduğunu vurgulayan İSTAÇ’tan Çevikbilek, “Yakma tesisinde 1200 derecede yakıyorsunuz, ısı ortaya çıkıyor, bunu ne yapacaksınız. Klasik sistemde elektrik enerjisi üreteceksiniz oluşan enerjinin yüzde 27’sini kullanıyorsunuz, diğer sistemde yüzde 95’e kadar ısıyı kullanabiliyorsunuz. Yalnızca ısı üretimi istiyorsanız, tesisin kendisiyle ilgili, toplu konuta ya da havuza yakın tesis kurarsanız bunu tercih edebilirsiz. Yoksa satışı ciddi sıkıntı olur. Sizi mali sıkıntıya sokabilir. Elektrik üretebilirsiniz ama satışı kolay maliyeti yüksek. Yüzde 25 ısıdan faydalanabilirsiniz. Hem ısı hem elektrik enerjisi kullanabilirsiniz elektrik garanti, ama maliyeti yüksek. Tesisler kendi amorti edebiliyor” ifadelerini kullandı.

ATIK YÖNETİMİ KAVRAMINI YENİDEN TANIMLAMALIYIZ

Panele katılan bir diğer isim Tehlikeli Atık Yönetim Teknolojileri Genel Müdür’ü Murat Yılmaz ise, atık sektörünün sorunlarının büyüdüğüne dikkat çekti. Atık yöneticisinin her soruna eşit mesafeli olması gerektiğini anlatan Yılmaz, “Miktar üzerinden kazanç elde ederek, gelişen sektörden kaynağı korunan temiz çevrenin kaynağında azaltmayı geliştirecek yönetim modelleri beklemeliyiz. Atık yönetim sektörü olarak miktar üzerinden hizmet vereceğiz hem de kaynağında azaltacağız. Atık hizmetleri ve tedariki kavramı ile atık yönetimi kavramını yeniden tanılamalıyız. Atık yöneticisi her çözüme eşit mesafede durmalı. X hizmet sektöründe faaliyet gösteriyorsam, tüm çözümleri oraya çıkartmak benim misyonum. Bu benim çözüm yöntemimdir” ifadelerini kullandı.

ÖLMÜŞ İLE OLMUŞA ÇARE ARIYORUZ

Sektörün ilk lisanslı tesisinin danışmanlığını yaptıklarını anlatan Genel Müdür Yılmaz, “Maliyetleri istedik. Atığı yerinden aldık, bertaraf ettik. Bu çalışmalarda bulduk. Üretici yönetimi, transfer yönetimi, alternatif yakıt yönetimi olmadan bu hedefe ulaşamayız. Atık ve kayıp yönetiminde, son dönüşüme kadar birbiriyle bağlantılı tüm dengeler, satın almada cüruf içeriği yüksek madde varsa alternatifi kükürt olmayan varsa, maliyetleri etkileyecektir. Kaynağında ayrıştırma, atığı birbirine karıştırınca bertaraf maliyetleri yükseliyor. Ayrı depolama. Bir konteyner aracını 1 ton, 5 ton da arttırabiliriz. Bertaraf maliyeti artıyor. Karadeniz’de linaslı araç yok, Ankara’dan çağırıyorsunuz. Burada tamamen üretim yapmayınca süreç ne oluyor? Ölmüş ile olmuşa çare arıyorsunuz” diye konuştu.

YAKMA İYİ ÇALIŞSA BİLE BACA TOZU ÇIKAR

Sektörde 18 yıllık deneyimle, önemli kuruluşların idarelerini üstendiklerini anlatan Türkiye Kimya Sanayi Derneği Çevre Danışmanı Dr. Caner Zanbak, atık yakma tesisleri olsa bile açığa çıkan kül için depolama alanı gerektiğini söyledi. Zanbak, “Atıkların oluşmasını önlemek, tekrar kullanmak, geri kazanmak öncelikli uygulama. Atık hiyerarşisine bakınca en iyi teknikler kullanılsa da yakma uygulanmak zorunda. Bu tesislerden de atıklar çıkacak. Yine kül çıkacak, yine düzenli depolamaya ihtiyaç var. Her hangi bir yakma tesisi depolama olmadan çalışılamaz. Atığa bakınca en istenmeyen oluyor. O düzenlenecek şimdi. Düzenli depolama, enerji geri kazanımı olacak. Diğerlerini dikkate almayalım. Amaç enerji üretmek. Tehlikeli atıklar için çeşitli yöntemler var. Döner fırın, yataklı fırın, gazlaşma, plazma artığı. Bunlarda yüksek sıcaklıklar kullanılıyor. 3 bin derece ve daha yüksek derecede de enerji elde edilir. Buhar, enerji ve simtetik gaz olarak. Çimento fabrikaları için olabilir. Metalik alışımlar çıkar. Baca gazı atıkları da çıkacaktır. Yakma tesisi iyi çalışsa bile baca gazı tozu çıkar, yönetilmesi lazım” şeklinde konuştu.

İZAYDAŞ OLMASAYDI NE YAPARDIK…

İZAYDAŞ’ın tehlikeli atıkları bertaraf eden şirket olduğunu ve o olmasa idi ne olacağına yönelik soruyu sormak gerektiğini anlatan Dr. Zanbak, “Ne oldu 1998’lerde İZAYDAŞ montajı bitti, çalışmaya hazır, tu kaka oldu. İZAYDAŞ olmasa idi ne yapardık diyoruz. Bu deneyimden giderek 2023’e nasıl yaklaşmak lazım? Şu anda fazla heyecanlanmayalım. Bu tesislerin iyi olduğunu biliyoruz. Bizler biliyoruz. Ama dışarı çıkınca çed için müracaat edince hazır mıyız? göğüslemeye. Değiliz… Doğaya kazandırılacak eski maden ocağı patinaj yapıp duruyor. İzaydaş Genel Müdürü Muhammed Bey, “Belediye başkanlarına hala olmayan teknolojiyi satıyorlar” dedi. Bunu şimdiki başkanlar için mi diyorsunuz? 18 yıl öne ABD’den geldiğimde biliyordum… ama devam ettiğini bilmiyordum!” dedi.

Panelin 2. Gün 3. Oturum başlığı “AB’de atık yönetiminde yerel yönetimlerin ve yetkili kuruluşların rolüne genel bakış, yerel yönetimlerin atık yönetiminde yasal sorumlulukları ve uygulamada karşılaşılan temel sorunlar ve çözüm önerileri. Sağlık, hukuk, finansman ve kayıt dışılık çerçevesinde atık yönetimine genel bakış. Büyük kazaların kontrolü hakkında yönetmelik (SEVESO DİREKTİFİ). Geri dönüşüm tesislerinin yangın sigortası sorunsalına bakış” oldu. Panel öncesinde de Etrama Avrupa Lastik ve Kauçuk Sanayicileri Genel Sekreteri Fazilet Cineralp, özel bir sunum yaptı.

ATIĞA YENİ BİR MADDE GİBİ BAKILMASI LAZIM

Atık diye bir şeyin kalmadığını, ikinci maddenin dünyada çok önemli olduğunu belirten Cineralp, “6 milyar kişiydik, 9 milyara doğru gidiyoruz hızla çok ciddi bir şekilde. Bu da demektir ki yüzde 30 daha çok suya ihtiyacımız var, yüzde 45 daha fazla enerjiye ihtiyacımız var, yüzde 50 daha çok yiyeceğe ihtiyacımız var ve yüzde 100 lastiğe ihtiyacımız var. Sektör daha da çalışacak yani! Bir gerçek daha var, eğer bakılırsa enerji üreticileri şu anda en büyük su tüketici endüstri, yani su tüketici birim oldular. Öyle bir şey ki; artık ihtiyaçlar büyüdükçe gerçekten normal tüketicilere bu imkanlar ve sosyal maddeler yetersiz gelecek. Bunlar sonsuz değil sonuçta, enerjiye bakıyoruz nereden bulabiliriz? diye. Tabi ki enerji var ama yetecek mi? Büyük sorunlar ortaya çıkmaya başladı ve bunun için de artık atıkların, atık diye değil de; yeni bir madde, yeni bir husus olarak ele alınması gerekiyor” diye konuştu.

30 MİLYON TON LASTİK DEĞERLENDİRİLDİ

Ömrünü yitiren lastiklerin değerlendirildiğini anlatan Cineralp, “Nereden bakarsak bakalım toplanıp değerlendirilen ömrünü tüketmiş lastiklerde çok güzel bir başarı yakalanmıştır.  Şu an 30 milyon ton değerlendirilmiştir. Bu çok iyi bir oran. Kurulmuş olan sistemler çok stransparant. Her taraf açısından güvenilir bir sistem. Verilen paraların nerelere kadar inebildiğini çok net görüyoruz. 7-8 yıl içerisinde gerçekten bu masraflar da kontrol altına girmiş bulunmakta. Ve araştırmalar da çok önemli çünkü birçok alanda yeni aplikasyonlar bulmak için, yeni sanayinin de yatırıma yöneldiği pek çok dal var. Şu an için atık lastikle ilgili hiçbir sorunumuz yok bence, ne kadar çok yeni lastik olursa, o kadar çok ömrü tükenmiş lastik olacak. Gelecek hala parlak!” ifadelerini kullandı.

700 BİN TON ATIK KAZANILDI

3. oturum panelinin moderatörlüğünü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık Yönetimi Daire Başkanı Zeki Terzioğlu yaptı. Aynı zamana panelist olan Terzioğlu, Türkiye’de atık kavramını değiştirdiklerini söyledi. Atıkların çeşitlendiğini de anlatan Terzioğlu, şöyle konuştu:

 “Türkiye’de atığı nasıl yönettik? Türkiye’de bir şey yokken her şeyi çöp olarak gören bir algı varken, bugün evsel atık, ambalaj atığı, atık yağlar, motor yağları, sanayi yağları tehlikeli atık gibi olgular insanlarda yerleşti. Bugün ben yapmadım. Herkesin bu çorbada bir tuzu var. Onlara teşekkür ediyorum. Dün bizim durumumuz bu şekilde idi. Başbakan en iyisini yaşamıştır. İBB’den gelmeden önce yaşanan faciaları, ondan sonra Başbakan İBB Başkanı oldu dedi ki buna çözüm bulmamız gerekiyor. Bu şekilde çöplerimiz yanıyordu, patlıyordu. İptidai yöntemle atık yoluna gidiyorduk. İptidai yöntemlerde düzensiz depolama yapılan alanda gelen ambalaj atıklarını at arabasıyla gelen bir aile görüyoruz. Onlar da geri dönüşüme kazandırıyorlar. Bu şekilden modern tesislere kadar geldik. 69 düzenli depolama tesisi yaptık, 903 belediyeye, 45 milyon nüfusa hizmet ediyor. 2017’de de bütün atıklarımızı yasalara uygun şekilde depolama yoluna gideceğiz. Sadece evsel atıklar için değil, diğer tehlikeli atıklar için 280’in üzerinde geri kazanım tesisi var. 700 küsur bin ton tehlikeli atığı geri kazandık. Benim atığım bir başkasının hammaddesi olarak kullanıldı. Bunu yaparken yer altı suları kirlenmemiş oldu, ekonomik doğal kaynaklar azalmamış oldu. Bugün itibariyle 700 kusur bin ton atık kazanıldı.”

4 BİN ÖĞRETMEN EĞİTİLDİ

Sokak toplayıcılarını sisteme entegre için 8 yıldır uğraştıklarını anlatan Daire Başkanı Zeki Terzioğlu, “2005’ten beri devam ediyoruz. Bunda başarılı olamadık. Sadece bakanlık olarak bizler değil, belediye de, vatandaş da duyarlı olmalı. Yaklaşık 40 milyon nüfusa hizmet veren 425 belediyenin ambalaj atığı planı onaylanmış durumda. Ambalaj atıkları da kaynağında ayrı toplanmaya başlıyor. Bunu yaparken sadece yasaları koyduk’la olmuyor, biz özellikle bugün itibariyle orta öğretimdeki çocukların, 5 ila 8 sınıfındaki çocukları bilinçlendirmeliyiz. 2005 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı idi, MEB eğitim programı hazırladık. Çocuklara fen bilgisi dersini anlatırken, Türkçeyi anlatırken, matematiği anlatırken vereceği örnekleri çevresel faktörle vermesi için formatör öğretmenler eğittik. Onlar da illerdekileri eğitti, 4 bin öğretmen eğitildi” diye konuştu.

YÖNETMELİĞİN AYRINTILI OLMASI LAZIM

Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Aslan, çevre yönetmeliğine ilişkin konuştu. Yönetmeliğin atık sektörü için uygun olması gerektiğine vurgu yapan Aslan, “Ortak kuralları bir araya getirdiği için çerçeve yönetmelik olarak söylemesi mümkün. Ayrıntılı olması lazım. Her bir atık sektörü için çıkacak tebliğe önem vermek lazım. Atık sektörünün oyuncuları bu tebliğe göre davranışta bulunacaklar. Çerçeve yönetmeliğin hepsine uygun olmak yerine kendine uygun bölüme odaklanması lazım. Bakanlık çıkaracağı tebliği daha uygulamaya yönelik daha anlaşılır tebliğiler olarak çıkartır diye bekliyorum. Sektörün tam olarak işlemesi için atık sektörünün işini tam yapması lazım. Toplayanlar ayrıştıranlar, geri dönüşümcüler, belediyeler yetkilendirilen kuruluşlar ve ambalaj atığı sürenler. Bunlar aksıyorsa çark dönmez. Her çarkın uyumlu çalışması lazım” dedi.

LİSANSLI KURULUŞUN KAVGASI BİZİ İLGİLENDİRMEZ

Toplama ayırma tesisleri TAT’lara ilişkin olarak lisans konusuna da değinen Beyhan Aslan, şöyle konuştu:

 “ TAT firmalar. Bu firmalar bakanlıktan lisans alıyorlar. Türkiye gerçeğine bakınca çoğu dededen atadan hurdacılıkla uğraşmış, daha sonrakiler bu işi modernleştirmiş arkadaşlar. Hepsi öyle değil, bir kısmı da bu işe gönül vermiş arkadaşlar. Kimse alınmasın sektörde eğitim düzeyi düşük. O nedenle kurumsallaşmaları gerekiyor. Arkadaşlarımızın çevre mühendislerini yoğunlukla çalıştırması, dinlemesi lazım. Personeli dinlemesi lazım.Biz yetkilenmiş kuruluşlar olarak bakanlıktan lisans almış her firmayı namuslu kabul ederiz. Bakanlık araştırmış, bakmış lisans vermiş. Bu ne demek, sen uygunsun demek. Bakanlığımız hayali belgelendirmenin önüne geçmek için kriterler koymuş. Nüfus kriteri. Hangi nüfustan ne kadar atık çıkar bunu belediyelere yetki vererek belgelendirmiş. Kim imzalıyor bunu, belediyelerin temizlik işlerinde çalışan, çevre mühendislerinin sorumluluğunda olan kuruluşlar. Belediyenin imzaladığı her şeyi kabul ederim. Yetkilenmiş kuruluş olarak biz böyle bakarız. Lisans almışsa, belediye nüfus kriterine göre imzasını atmışsa,bize düşen görev nedir, linassı sürdüğü sürece, belediyenin yetkilisi bu belgedir dediği sürece ben güvenirim. Aksi ispat yargı konusudur. Bakanlığın işidir. Bakanlık şüphelenirse gerekli incelemeyi yapar. Teftişi yapar, gönderir. Şu uygulamalar eksiktir der. Meseleye sektör bazında bakarız. Firmalar değil, sektör ilgilendirir. Rekabetten dolayı birbirine düşen firma bizi ilgilendirmez. Muhatap sektör, firmalar değil. Mesele sübjektif değerlendirilmeli. Bütün TAP’ların dürüst belgelendirme yaptığına inanıyorum. Aksi varsa ispat etmek iddia edene düşer. Bunu da bakanlıkta ispat etmesi lazım. Biz de rahatsızız, belgelendirilmiş kuruluşu şikayet ediyor. Biz teftiş kurumu değiliz. Kapatma gücümüz yok. Lisans iptal etme gücümüz yok. Bakanlıkla sektör firmalar muhataptır biz olamayız.”

ATIK BERTARAF EDİYORUZ BELEDİYELERE ÖĞRETİYORUZ

Türkiye’nin atık bertarafını en iyi yapan belediyelerinden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Atık Yönetim Müdürü Hüseyin Kılıç ise, kazandıkları tecrübeleri paylaştı. Belediyeleri eğitime aldıklarını anlatan Kılıç, “Büyükşehir belediye kanunu 2004 yılında yürürlüğe girdi, Kocaeli ve İstanbul, il sınırlarından sorumlu oldu. 44 belediye başkanlığımız vardı. Belediyelerle konut alanımız vardı. Önce tüm vahşi depolama sahalarını kapattık. Atıkların gelmesini sağladık. 44 belediye olunca işimiz zordu. Kaynağında toplamayı bırakın zordu, çöp toplamada sıkıntılar vardı. Onlara destek olduk. Depolama sahalarına atığın yollanmasını sağladık. 12 ilçe belediyesine düşünce işimiz daha kolay oldu. Çalışmalar daha sağlıklı yürüdü. Belli bölgelere katı atık aktarma istasyonu inşa ettik. Düzenli depolama İZAYDAŞ tarafından işletiliyor. 2007’de Dilovada’da depolama alanı inşa ettik. İkinci kademe lot alanı yaptık. Çöp gazından üretim tesisimiz faaliyete geçti. Tehlikeli atık düzenli depolama alanı aynı tarihten beri işletmede. Tıbbi atıklarla sterilazsyonla bertaraf sağlıyoruz. 600 civarında üreticiden günlük 5 ton atığın bertarafını sağlıyoruz. TÜBİTAK projesi olarak Kocaeli Üniversitesi 5 ortakla ARGE yaptık. Bu tesiste çim atıkları, park bahçe atıkları. Tavuk gübresi, işkembe atıkları, hal atıklarını işliyoruz. Örnek bir tesis oldu bizim için” dedi.

HANGİ TESİSLERİ KURACAĞIMIZI BELİRLEDİK

Kocaeli Belediyesi’nin gemi atıklarını da dönüştürdüğünü anlatan Kılıç, “Gemi atıklarına ilişkin hizmetleri de yürütmek görevlerimiz arasında. 2009 yılından bu yana 12 bin geminin yüzde 60 oranında atılarını aldık. Bertaraf ediyoruz. Hafriyat toprağı için döküm alanı var. Halkın kullanımına bu alanı açtık. Arıtma tesisi konusunda 10 tesis var. 200 ton çamurdan ilave yakıt kullanıyoruz. Bunu İTÜ ile atık yönetim planı ile yapıyoruz. Hangi tesisleri kurmamız gerektiğini belirledik. Yeni büyükşehir olanlar atık yönetim planlarını hızlı şekilde hazırlamalılar. Aktarma istasyonları ve imar planlarına işlemeleri gerekiyor” diye konuştu. 

NÜFUSLA BİRLİKTE ORAN ARTIYOR

Recydia A.Ş.-Genel Müdürü Oğuz Can ise, AB ülkelerindeki atık miktarlarını anlattı. AB’nin stratejilerini atık konusunda oluşturduğunu ifade eden Can, “AB’yi bir ülke olarak görünce 200 milyon ton evsel atığı olan, 360 milyon ton imalat atığı olan, 900 milyon ton inşaat atığı olan bir tesis. Sınırları belli bir organisazyon. Kendini öyle görüyor. Kaynakları etkin göreceksen bu kadarını ithal ediyorum diyor. Atık yönetimine yeni bir yaklaşım getiriyor. İmalat sanayisi atıklarının bir kısmı tehlikeli atıklar. Bunların toplamını da yüz milyon ton olarak gösteriyor. Arıtma çamurları ve enerji atıkları yüksek olan sektör. 95 milyon ton atıklar ortaya çıkıyor. AB’de 40 milyar ton atık üretiliyor. Tüketici alışkanlıklarının dramatik şekilde artıyor. Tehlikeli atıklar artıyor. Ambalajı çok sevdik günlük tüketiyoruz. Ambalaj atığı artmış durumda. BM’de sunum yapıldığında on yıl içinde düşmüş olmasına karşın nüfusla birlikte oran artıyor. AB’nin artan ithalata bağımlılığı karşısında atık atık değil, hammade olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada da geri dönüşümün atık politikasında daha da ağırlık kazandığını görüyoruz.” şeklinde konuştu.

YAKMA TESİSİ AB’DE FAZLA

 AB’de yakmanın fazla olduğunu anlatan Can, şunları söyledi:

“AB’ye bakınca atık yönetim noktasında yakmanın fazla olarak değişmediğini, kompostun oransal olarak gelişmediğini, daha üst kontrol yönetimiyle ilgili yöntemler geldiğini gördük. Geri dönüşümün arttığını gördük. Ekonomik değerin 5.25 Euro olduğunu AB tespit ediyor. Ortalama 524 kilogram atıktan söz ediyoruz, yüzde 40 depolu, yüzde 24 yakmış, yüzde 23 dönüştürmüş, yüzde 17 kompostlaşmış. Yakarak bertaraf konusunda AB’nin bölgesel değişikliği var. AB’yi tek gibi gösterdim ama içindeki farklılığı görmek lazım. En yüksek yakma Danimarka’da yüzde 54, İsveç yüzde 40, Hollanda 39, Belçika 36, Almanya 35, Fransa 32. Geri dönüşümde Almanya yüzde 48, bunun büyük dönüşümü enerji şeklinde, Belçika, İsveç, İrlanda, Hollanda, Slovenya takip ediyor. Geri dönüşüm strateji belgesi taslağı var. Yeni bilgilerle gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bence son andaki gelişmelerle strateji belgesinin yeni belgeler olması lazım. Altı aylık zaman bile yeni gelişmelere gebe. Türkiye’de yüzde 30 hacimsel olarak yüzde 50 düzenli ya da vahşi depolama ile bertaraf ediliyor. Atık kaynak, yeniden kullanılmalı. Enerji ve malzeme kazanımıyla da yurt dışına bağımlılık azaltılmalı.”

İHTİYAÇTAN FAZLA OLAN KAĞIDI TOPLAMIYORUZ KAYIP 1 MİLYON TON

Atık Kağıt ve Geri Dönüşümcüler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Saral ise, Türkiye’de ihtiyaç kadar kağıt toplandığını fazlasının ise toplanmadığını söyledi. Kapasitenin arttırılması gerektiğini anlatan Saral, “Ülkemizde 5.5 milyon ton kağıt kullanılıyor, yüzde 45-46’sı dönüştürülüyor. Bu başka ülkelerde yüzde 85 olduğunu söylüyorlar. 75’in altında ülke de yok. Amaç, atığımızın tamamını kazandırmaktır. Sektör ihtiyaç kadar kağıdı işliyor. Ama sistem de bunu tamamını toplayamıyor. Çok ciddi sıkıntılar var. Geri dönüşüm firmalarıyla toplayıcılar arasında diyalog desteği olmalı. Tabii ki bir ilerleme söz konusu. Bu konuya kaynağında ayrı toplama işin en büyük kısmı. Siz ir atğı çöp haline getirirseniz onu işlemek çok mümkün olmuyor ya da pahalı oluyor. Kaynağında ayrıştırmayla ilgili üyemiz olan firmalar sahada çalışıyorlar. Evdeki kadından, çocuktan başlayarak ay sonunda iki ekmek kazandırır bu atık kağıt dersek bunu sokağa atmayacaklardır. Lisanslı firma o kişinin topladığı çöpü çöp vergisinden indirebilir. Bu benim için önemli” ifadelerini kullandı .

KAYNAKTAN TOPLAMAK ÖNEMLİ

Kaynaktan toplamaya önem verdiklerini anlatan Saral, “Kaynaktan toplama tamamen yetersiz. Sokaktan toplanıyor. Artık 3-4 milyon ton kağıt atık var ama yaklaşık 1 milyon tonunu şu an toplayamıyoruz. Onu da ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Bakın görülecektir, bu işin pazarı dünyada var. Fazla toplamak gerekiyor. Almanya’da 19 milyon ton kullandığında 16 milyon ton sabit toplanıyor. Bu başarıyı bizim de oluşturmamız lazım. Kaynaktan yeterli miktarı alamıyoruz. Kağıt atıklarını sokağa göndermemek gerekiyor. Dernek olarak teknik ekip oluşturuyoruz. Teşvike ihtiyacımız var ve sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın değil, diğer bakanlıkların da destek vermesi gerekiyor” dedi.

DÖNÜŞÜM HEDEFİNİ TUTTURUYORUZ

Bir diğer panelist Lastik Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Korhan Ul ise, toplama ve geri dönüşüm faaliyetlerini yerine getirdiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Lastikler belli kullanımdan sonra gerek yük, gerek yol şartlarına göre yıpranıyor, belli bir saat sonra ömrünü tamamlamış lastik oluyor. Ya da kamyon lastiklerinde kaplanıyor. Geriye kalanlar ise gerçek olarak kabul edilip toplama kanayla bize geri dönüyor. Katılımcılara ya da dönüşüm fabrikalarına tedarik olarak veriliyor. LASDER şu anda pazarın yüzde 70’ine sahip bir kuruluş. Bir önceki sene otomotiv montaj sektörü dahil değil, bayilerde alınan lastikler, yüzde 70’ini toplamak zorundayız. Bakanlık şunu söylüyor. “Yüzde 70’i toplarken kota koyalım, yüzde 40’tan başlayarak bir oran dahilinde bunu gerçekleştirelim.” Bu sene yüzde 80 olacak. Her yıl sattığımız lastiğin oranlar dahilinde toplamak zorundayız. Her yıl yüzde 95 seviyelerinde oran tututarak yola devam ettik. 2012’ye kadar 4 yılda toplanan geri dönüşümü sağlanan lastik adedi 280 bin ton. 2013’ü ilave edince 385 bin tona çıkacağı düşünülüyor. Ama bu yüzde 70’i, geri kalanı toplanmıyor mu? İthalatçı ve üretici arkadaşların yerine getirmeleri gereken sorumluluk!...”

 

GENÇLERİ BİLİNÇLENDİRMELİYİZ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Doç. Dr. Cevat Yaman ise, atık yönetiminde bilince vurgu yaptı. Yaman, “Atık yönetimi hiyerarşisine bakınca atık daha üretilmeden gençleri kendimizi bilinçlendirmemiz lazım. Atığı az üretmek gerekiyor. Az alışveriş yapmak lazım. Fazla atık üretecek şeyleri almamak lazım. Atık oluşmuşsa, tekrar kullanabileceğimiz atıklar var mı? Bunları yıkayıp tekrar kullanmak lazım. Bunları tekrar kullanamıyorsak, atıkları geri dönüşüm kutularına götürmemiz gerekiyor. Daha sonra geri kazanım. Atıklardan kompost üretebiliriz, enerji üretebiliriz. Tekstil parçaları olsun, atıktan türetilmiş yakıt üretebiliriz. Geriye ne kalıyorsa bunu da düzenli depolama sahalarında bertaraf etmemiz lazım” dedi.

ÇÖPE ATILANIN BÜYÜK KISMI GİDİYOR

Çöpe atılmayan atıkları dönüştürebildiklerini anlatan Yaman, “İstanbul rakamlarını veriyorum. Ambalaj atıklarıyla ilgili değerler. Karışık bir atığı düşündüğümüzde yüzde 15’i ambalaj atığı. Karışmamışsa çöpe yüzde 15 atığını rahat geri kazanabiliriz karışk atık olmuşsa yüzde 3’e kadar düşüyor. İBB ‘de ambalaj atıkların toplama imkanı olduğu için ilçe belediyeleri kazanabilir atıkları yüzde 27’sini ilçelerinde kazanabiliyorlar. Sokak toplayıcısı için yüzde 8 denildi ama bu bizim tahminimiz. Bir adet kompost ve geri dönüşüm tesisimiz var. Kompost bir ton gün, diğeri iki bin ton gün. Üç bin ton atığı üretebiliyoruz. Yüzde 3 oranında ambalaj atığını geri kazanabiliyoruz. Hepsini toplayınca İstanbul’da ambalaj atıkları yüzde 40 oranında geri kazanabiliyoruz. 20

E-BÜLTEN

Bize mail adresinizi ulaştırarak , yeniliklerimizden ilk siz haberdar olabilirsiniz.

TAKİPTE KALIN