ÇEVKO Başkanı Okyar Yayalar: “TOPLAMANIN ÖNCÜSÜ SANAYİCİLERDİR” - Recycling Dergisi

ÇEVKO Başkanı Okyar Yayalar: “TOPLAMANIN ÖNCÜSÜ SANAYİCİLERDİR”

Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı ‘nın (ÇEVKO) 22 yıllık Başkanı Okyar Yayalar, ÇEVKO’nun faaliyetlerine ilişkin dergimize özel açıklamalarda bulundu.

 

Atıkların kaynağında ayrı toplanması konusunda hala sıkıntılar yaşandığını belirten Yayalar, “Atıklar kaynağından toplanmalı. Çöpe karışmamalı. O zaman hem kayıp yaşanıyor hem de toplama kotası doldurulamıyor. Bu anlamda kaliteli toplamayı gerçekleştirmek gerekiyor. Belediyenin burada sistem oluşturup toplamayı zorlaması lazım” dedi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ambalaj atığı toplama kotasına önce itiraz ettiklerini anlatan Yayalar, “2005’te hedefler konulduğunda buna itiraz ettik. Hedefe itiraz ettik. ‘Kotalar 15’lerden başladı 2020’de yüzde 60’a çıkıyor. Buraya ulaşamayız’ dedik. Mustafa hoca vardı, ‘Telaş yapmayın, yürüyün, her zaman kontrol ederiz’ dedi. Bizi yumuşattı. Yumuşatmasa ne olacak! Onlar yazdılar... Şimdi bakıyorum, o hedefe doğru gidiyoruz. Yüzde 42’lere geldik. Toplamada ülke olarak da Çevko olarak da iyiyiz” diye konuştu. 

“1991’de daha ortalıkta bu işi kimse gündemine almazken, Avrupa’daki gelişmelere bakarak sanayicilerimiz; ‘Ne olacak bunlar? Atıldığı yerde yüzlerce yıl kalıyor!’ kaygılarını dile getirdi.” diyerek. Özellikle SASA’nın öncülüğüne dikkat çeken Okyar Yayalar Çevko’nun çalışmalarının tarihsel gelişimine dair bilgi verdi: “Avrupa, bunu yapıyor deniliyordu. Bu, ortak sorunumuz. Kaynağında ayrı toplama ve atıkları ekonomiye kazandırma çalışmaları Avrupa’da başladı, bize de gelecektir diyerek ortak bir bakışla meseleye yaklaşıldı. Kaynağında ayrı toplama ve atıkları ekonomiye kazandırma sisteminin bir ayağında mutlaka devlet var. Devletin olmadığı yerde bu işin olması mümkün değil. Zamanında çevreye bakan bakanlık yok, müsteşarlık var.  Müsteşara gidiyorlar, o da ‘Biz de bunu düşünüyoruz’ diyor. O konuşma ile bir araya geliniyor. Orada 12-13 kurum, şirket bir araya geliyor. Nasıl çözeriz diyorlar. Bir dernek kuruyorlar. Dernek de çok kolay değil, onun bir sürü sorunları olur. En iyisi vakıf olsun deniliyor. Aralarında rekabet olmayacak, tamamen çevreye ve halka dönük bir şey. O şekilde vakfı kuruyorlar. Avrupa, ne yapıyor, nasıl topluyor ona bakıyorlar. Çevko serüveni böylece başlamış oluyor.”

TOPLAMAYI  TARKAN İLE ANLATTIK

Bu enteresan bir durumu ortaya çıkartıyor. Sanayici kendisine maliyet getirecek bir yapı oluşturuyor?

“Biz, 2005’e kadar toplama yaptık. Ali Talip Özdemir’in hakkını da ödemek lazım. Bakırköy Belediye Başkanı idi. Orada bir proje yaptık. Bize yer gösterdi, bir tesis kurduk, ayırma tesisi kurduk. Ataköy bölgesinde ayırmaya başladık. Belediye sadece araç verdi. Toplama belediyeye aitti. Kapı kapı dolaştık, gençleri tutuk, bütün evlere meşhur mavi torbayı dağıttık. Haftada iki gün torbalar kapıya konuluyor, belediye topluyordu. Ayırma tesisini çalıştırıyorduk, biz kurduk, belediye çalıştırdı. Bunu anlatmak için, halkla ilişkiler için Tarkan konseri bile verdik. Yunus Emre’de yaz günü Ali Talip Bey istedi, Tarkan konser verdi. Ataköylüler geldi. Tarkan, o zaman bu kadar çevreci değildi. Konsere limuzinle geldi. O proje çok güzeldi. İnsanlar güzel çalışmalara çok güzel katkı vermişti.”

YENİ BAŞKAN İLGİLENMEDİ

O günden bugüne neler oldu?

“Bu işler çok ayaklı. O tesis iki yıldan fazla çalıştı, Çevre Bakanlığı’ndan kimse gelmedi. Son zamanda bir Mesut Yılmaz geldi, ANAP Başkanı idi.  O gelinceye kadar bir uzman bile gelmedi Çevre Bakanlığı’ndan.  Seçimler oldu. Ali Talip Bey, milletvekili oldu. Ahmet Bahadırlı belediye başkanı oldu, bizim iş sakata bindi. Belediye desteğini çekti. Bir tek arabayı verdiler. Araba topladı ama işletmeyi biz üstlendik tabii devam ettirmek için. O zamanki para ile yalan olmasın, ayda 500 milyona ÇEVKO işletmeyi bir taşerona verdi. Aşağı yukarı 1.5 yıl işlettik o şekilde. Ben en az iki kez gittim Ahmet Bahadırlı’ya, ‘Ben hastane işletiyorum orayı da işletirim’ dedi ama bir şey olmadı. Belediye desteği olmadan çok zordu! Amacımız sadece Ataköy değildi ki. Yeşilyurt başlayacaktı. Bahçeşehir hazırdı. Onunla toplamaya başladık. Toplananlar Bakırköy tesisine geliyordu. Bakırköy tesisi sonradan yürümedi.”

BAŞLAYAN TESİS KALDI

Kırılma noktası hangi yıl oldu?

“Çok hatırlamıyorum ama çok eski değil. Çalışmalarımızda sadece İstanbul değil Ankara Mamak da vardı. Binayı baraka şeklinde yaptık, içine makinaları koymadan belediye vazgeçti. O başlamadı, ama başlayan tesis kaldı. Kırılma yıllarına, (yani sistemi oturtana kadar) gelene kadar biz bir hayli kırıldık!...”

22 YILDA ÇOK ŞEY YAŞADIK

Sanayici, tam olarak nerden bakıyor oluşturulan sisteme?

“Sanayici bunun gerek olduğunu, bunu yapmanın bir yerde hizmet olduğunu düşünüyor. Onun yüküne de razı. Yıllarca yasal bir zorunluluk olmadan yaptı. Skalamız vardı her şirketin büyüklüğüne göre. Her yıl parasını ödediler. Vakfı öyle götürdük. Çok toplantı yaptık. Yurt dışından, AB Komisyonu’ndan insanlar geldi. Belediyelere yönelik Bursa’da şaheser bir toplantı yaptık. Kıbrıs’tan bile belediye geldi. İmren Aykut o gün bir mazeret bildirdi, toplantıya gelmedi. Açılışı müsteşarı yaptı, vali yaptı. Vali dedi ki ‘Ben neden sonra konuşayım ki’ dedi. Müsteşar ‘Vali sonra konuşsun’ dedi. ‘Sen bakan adına konuşuyorsun sen sonra konuş’ dedi. Hır çıktı. Az değil, 22 yıl çok şey yaşadık. Sanayici hiçbir zaman bırakmadı. Kurucular bugüne kadar en ufak desteğini çekmedi.”

ALMAN UZMAN ÇOK ŞANSLISINIZ DEDİ

Türkiye’de sistem birkaç kez değişti, yeni uygulamalara geçildi. Bu arayışları nerden bakmalıyız? Bunlar olumlu mu görülmeli, sürdürülebilirliği yakalama noktasında bir kayıp mı?

“Bir Alman ‘Siz çok şanslısınız’ dedi. ‘Bizim tecrübelerimizden yararlanacaksınız. Bu noktaya gelinceye kadar yenildik yıkıldık. Şimdi siz çok rahat yararlanacaksınız’ dedi. Onun için de inanılmaz şekilde Avrupa örneklerini Türkiye’ye anlatmaya çalıştık. Kuruluşumuzun ilk yıllarında bakanlığı yurt dışına götürdük. 22 yılda 14 tane bakan gördük.  Bir konuşmamızda saymıştık. Biz hala buradayız.  Çevre Bakanlığı ekibi ile en az 5-6 kişi yazarınız Ediz Hun da vardı. O hatırlar. Barselona’ya gittik, Paris’e gittik, orada neler yapılıyor gördük. Onlarla gidip gördük. Adem Baştürk hoca da vardı. Oralara gittik. AB’den çok insan geldi…22 yılda önemli işler yapıldı, mesela siz ve derginiz Türkiye’ye geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda çok büyük katkılarda bulundunuz, iyi çalışmalar artıyor, ama bir gerçek de işimizin ve sorunlarımızın hala çok olduğudur…”

TÜRKİYE GERÇEĞİNİ GÖRMEK LAZIM

Manzara Çevko açısından tam olarak nedir?

“Tartışarak, gerçeği görmek lazım. Diğer devletler bunu yapıyor ama Türkiye şartlarında biz neler yapabiliriz. Türkiye şartlarına uygun olmamız lazım. AB, şu yıllara kadar şu yüzdelerle toplayacaksınız, metal, cam, plastik bunları toplayacaksınız, genel toplamda yüzdesi şu kadar olacak diyor. Bazısına erişemeyebilirsiniz ama toplam ambalajın yüzdesi piyasaya sürülene kadar şu kadar olacak diyor. Bizimkiler elemine etti. Toplama metoduna karışmıyor. Bakanlıktaki arkadaşlar bu kısmını elemine ettiler. Camda yüzde 40, plastikte yüzde 40, tetrapakta yüzde 30 dediler, misal. Bir dakika, kardeşim Türkiye’deyiz. Avrupa yapmıyor bunu, belediyeye yaptırıyorsunuz. Yani, bizim açımızdan iyi ama daha iyi olabilir. Plastiği toplayayım AB’dekini yapayım. Plastik ile polieteni niye ayrı ayrı istiyorsunuz. Bizimkiler ilerlertti işi. Plastiği toplayayım ama pette yüzde 40 toplarım, polietiende yüzde 30 toplarım, ama toplamı yakalarım.”

EVDE AYRIM YAPILMALI

Sıkıntı yaratıyor mu bu durum?

“Anlamsız oluyor biraz. Oradaki bazı maddeleri toplaması zor. Oradan sıkıntı yaratıyor. Amacımıza uygun değil. Böyle bir amacı anlama imkanı yok. Türkiye gerçeklerinde zaten toplamaya çalışıyorum. Kaynağında ayrı toplanacak deniyor. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Temiz toplanması lazım. Evden ayrılması lazım, ticari yerde ayrılması lazım. İtiraz yok! ama bunu bugünden yarına yapmak mümkün değil. Maliyeti de var bu işin. Bir yere kadar sanayicinin yapacağı var. “

SOKAKTAKİ HER ŞEYİN SAHİBİ BELEDİYE

Şu an mevcutta Türkiye’de toplamayı zorlaştıran, zaman zaman olması gerekenin dışında yapılmasına neden olan nedir?

“Yönetmeliğe de koydular, belediyesiz olmaz. Sokağa bıraktığınız her şeyin sahibi belediye. Belediyesiz bunu yürütmemiz mümkün değil. Bir belediyle yok ki, yüzlerce belediye var. O nedenle belediyeleri eğitmeye, onlara anlatmaya çalışıyoruz. Şunu diyoruz ki, ambalaj çöpe gitmediği sürece çöplük yeriniz azalacak. Çöplüğe yaptığınız yatırım azalacak, attığınız çöp azalacak diyoruz. Ne kadar anlatsanız, belediyeler sizi görünce ‘Buradan ne beklerim’ diyor. Biz mecburuz ya toplamaya… Toplama maliyeti var. Bunu az çok karşılıyorum. Toplanan malın karşılığında onu zaten karşılıyorum. Fazladan bir yere fazladan bir şey verecek halimiz kalmıyor. “

KİMSEYE ORTALIĞI BOŞ BIRAKIP DÜNYALARI VERMEZLER

Firmalar yeterince destek alamadıklarını söylüyorlar?

“O konuda şöyle demek istiyorum;  Linaslılar kar etmek üzere kurulmuşlar... İtirazım yok. Bunun rekabet çerçevesinde bir haddi olması lazım. Kimseye ortalığı boş bırakıp, dünyaları vermezler. Haklı oldukları bir şey var. Kanunlarımız uzun dönemde sözleşme yapmaya imkan vermiyor. Lisanslılar da biz de belediyelerde uzun dönemli sözleşmeler yapabilmeliyiz. 3-5 yıllık sözleşme yaparsak, adam ona göre yatırım yapar. Bir yıllık sözleşme olmuyor. Biz de bir şey koymak isteriz. Bu yıl fiyatın bu ama üç yıllık sözleşmede bu enflasyonla artar. Kağıt fiyatları artarsa, onunla artar demek lazım. Karşılıklı noksanımız bu. Ama bunun yapılması lazım. Ciddi firmalar bunu yaparsa, her şey buna uygun olur.”

SOKAKTAKİLER BÜYÜK İŞ YAPIYOR

Konutlardan sistem dahilinde daha az toplanıyor. Birkaç firma başarılı ancak onlarla da görüştüğümüzde, milyon TL zarar açıklayanlar var. Sistemi yürütmekte zorlandıklarını söylediler. Konutlardan kaynağında ayrı toplamanın sağlıklı yürümediğini ülke genelinde görüyoruz? Sokak toplayıcılarının oluşturduğu sorunu bile çözemedik…

“Bu kadar bilmiyorum, pek bilmiyorum, bana bir şey intikal etmedi azaldığına dair. Bizim Türkiye gerçeklerine uymamız lazım. Sokak toplayıcısı denen adamlar var. Bunu bizim bir şekilde bu adamları sisteme sokmamız lazım. Ne demek istiyorsun diyeceksiniz. Belediye de bu konuda fazla şey yapmıyor. O sokak toplayıcılarının ne kadarı kayda girebilir ki? Bu az buz rakam değil yani. Onu göz ardı etmemek lazım. Adamlar iş yapıyor.”

SÖZLEŞME BELEDİYE İLE

Toplama dediğimiz zaman konutlardan toplama noktasında doğrudan firmanın konutlardan toplamasından bahsediyorum. Sokak toplayıcıları işin içine giriyor, kayıt dışı toplama var. Bizim dergi olarak gözlemimiz, bu noktada evlerden doğrudan toplama noktasında sıkıntı olduğu yönünde. Firmalar bir dönem bu yönde anlaşma yapıyordu, firmalar belediyelerle birlikte hareket ediyordu…

“Yine bizim sözleşmemiz belediye ile zaten. Esas bizim muhatabımız belediye zaten. Konut bilgilendirmelere devam ediyoruz.”

ÇÖPÜNDE AMBALAJ ATIĞI OLANIN ÇÖPÜNÜ ALMAMALIYIZ!..

Son yönetmelikten önce Bursa’ya gittiğimizde evlerde vatandaşın katılımını gördük. Ankara’da öyle. İşyerimiz Kadıköy’de, Erenköy’lüyüz, biz şanslıyız. Ambalaj atıklarımız sürekli alınıyor, genele baktığımız zaman çoğu firmada şunu görüyoruz. ‘Bu işin içine neden gireyim ki. Sokaktaki getiriyor. Bir kısmını da belgelendiririm’ diyor. Bunun suçlusu şudur demektense, doğru sisteme geçişte sıkıntı var diyorum. Bugün belli başlı ilçelerin dışında çok sistemli ve kaliteli bir toplamadan söz edemiyoruz. Sokak toplayıcılığının kayıt dışılığı var ki çok ciddi boyutlarda, ileri gidiyoruz ve diyoruz ki sokak toplayıcılarından en çok şikayet eden de,  onlardan beslenen de bazı firmalar!..

“Onlara veriyorlar tabii. Hakikaten parayı sanayi veriyor ama dediğiniz sorunda belediyenin rolü büyük. Belediye lisanslı firmayı muhatap alıyor. Lisanslı toplayıcıyı belediyenin kontrol etmesi lazım. Belediyenin burada elini taşın altına koyması lazım. Belediyenin mümkün olduğunca çöp konteynerine ambalajın gitmemesini sağlaması lazım. Her zaman yardım ediyoruz. Ankara’da görüyorum. Çankaya’da gördüm, apartman girişinde koca tabela var. ‘Ambalaj atıklarını çöpe atmayın’ Ama ne kadar uyuluyor? Çöp nereye gidiyor, ilçe belediyeleri topluyor, büyükşehire veriyor. Gelen çöpteki ambalaj atığını almaması lazım. Çöpünde ambalaj atığı varsa, al çöpünü geri git demek lazım.”

ÇÖPE GİTMESİN

Yap boz şeklinde sistemle oynamamak lazım?

“Belediyenin burada zorlaması lazım. Ambalaj atığını çöpe atmamak lazım. Çöpe atılmayan ambalaj atığı nasılsa sisteme girecektir. Atıkları çöple karıştırmayın, nasılsa toplayıcılar var, birisi gelip alıyor. Bir yerde sisteme gider. Çöpe gitmesin…”

HAKSIZ REKABET BÜYÜK SORUN

Kayıt dışılığa bakınca, sizin toplantılardan hatırlıyorum, firmaların YK’lara üye olmaması var. Sokak toplayıcılığı meselesi var. Bakanlıklarda da yeterli veri olmadığını burada görüyoruz. Demek ki sorunların çözümü için bizim üzerinde durmamız gereken kayıt dışılık?
 

“Haksız rekabet büyük sorun. Devletimiz bunu görmüyor. Rekabet Kurulu var, rekabette yanlış yaparsan görüyor. Haksız rekabetle uğraşması lazım onu görmüyor. 2005’te, 2008’de, 2010’da firmaları toplamışız, beyanname vermeyenler var, birbirlerine çok sert tepki koyan rakipler var, bakanlık hala geçmişi sorguluyor. Böyle bir haldeyiz!.. Türkiye’de... “

BELEDİYELERLE ANLAŞMA BİR YIL

22 yıla sizin pencereden bakınca Türkiye nereye geldi, nereye gitmesi lazım?

“2005’te hedefler konulduğunda buna itiraz ettik. Hedefe itiraz ettik. Kotalar 15’lerden başladı 2020de yüzde 60’a çıkıyor. Buraya ulaşamayız dedik. Mustafa hoca vardı, ‘Telaş yapmayın, yürüyün, her zaman kontrol ederiz’ dedi. Bizi yumuşattı. Yumuşatmasa ne olacak, onlar yazdılar. Ben bakıyorum, o hedefe doğru gidiyoruz. Yüzde 42’lere geldik. Bu seneye kadar da işi öyle böyle bütün zorluklara karşın gidiyoruz. Bu hakikaten bir başarı. Her ne kadar ayrı toplama tam iyi olamıyorsa da… Toplamada biz hakikaten ummadık yerdeyiz. Her sene yüzde 1-2 artıyor ama piyasaya sürülen ürün de çok artıyor. 2010’da piyasaya sürülen ürün ile iki yıl sonra ciddi fark var. Türkiye’de ciddi gelişme var, ona bağlı olarak ürün de artıyor. Yüzde 1-2 artış ile bunu başarı olarak görmek lazım. Burada ne var, sizin dediğiniz var. Aksayan ciddi olarak tam kaynağında ayrı toplanmış mı, oradan buradan gelmiş, tamamlanmış var. Ne diyeyim, kalitatif bir sorun var. Miktar sorununu aşmışız demektir. Bu işin kalitesini düzeltmek lazım. Evlerden ciddi rakamlarda toplanması lazım. Bir iyi şey oldu. Değerlendirme arttı. Pet önemli üründü. SASA’nın Adana’da tesisi vardı, üç dört yerde tesis var. Cam değerlenen bir şey, Anadolu Cam yeni fabrikalar kurdu. Ciner yeni fabrika kuruyor. Oralarda da değerlendirme işi artıyor. Devamlı bir gelişme var. Alüminyum zaten otomatik değerlendiriliyor. Yapılması gereken yapılıyor. Fotoğrafın bütününe bakınca Türkiye başarılı, ama kalite cinsinden, kaynağından ayrı toplamada ilerlemek lazım. Bunun için belediyelerle sıkı çalışmaya uğraşıyor ÇEVKO. Birçok belediye ile anlaşıyoruz. Bir belediye ile anlaşmakla olmuyor. Bir belediye ile anlaşıp yıllarca sonra da yapacağız, diye bakıyoruz.”

İŞİ ANLAYAN BAŞKAN OLUNCA İŞ DEĞİŞİYOR

Neler yapmak lazım?

“Belediyenin kamusal çıkarı göz önüne alması lazım. Belediyenin o kadar sorunu var ki. Ambalajın toplanması da diyor ki, o kenarda kalabiliyor. Bu işi anlayan başkan olunca iş değişiyor. Arada güzel projeler oluyor Anadolu Cam ile proje var. Unlilever ile projemiz oldu. Tetrapak’ın oldu. Önce çocukları eğitiyorduk. Onlarla başa çıkılacak gibi değil. En güzeli hocaları eğitelim, o çocukları eğitsin dedik. Elimizden geldiği kadar yapıyoruz. Sen ben yok, bu bir ticari iş değil. Rekabet işi değil. Herkes kimle yapıyorsa sağ olsun yapmak lazım. Hep birlikte; tartışarak, katkı koyarak, büyüyerek…

E-BÜLTEN

Bize mail adresinizi ulaştırarak , yeniliklerimizden ilk siz haberdar olabilirsiniz.

TAKİPTE KALIN