Cüruf dağları nasıl eritilecek...

Recycling INDUSTRY Dergisi olarak yılın ilk sayısında ilk haber dosyamızda çevre sorunlarının başında gelen, ‘demir-çelik sektöründen kaynaklanan cüruf ‘ konusunu büyüteç altına aldık. Objektif ve ilkeli yayıncılık anlayışımız doğrultusunda ilgili tüm paydaşların görüşlerini yansıtmaya çalıştık. 

Dünya’nın en önemli demir çelik üreticilerinden biri olan Türkiye bu alanda elde ettiği yüksek büyüme performansını devam ettirmelidir. Ancak çevresel faktörler dün olduğu gibi bugün de dikkate alınmalı ve mevcut sorunlara çözüm odaklı yaklaşılmalıdır. Türkiye ekonomisi 2011 yılında dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerin başında yer aldı. Yılın ilk yarısında gerçekleşen %10’un üzerindeki büyümeyle imalat ve inşaat sektörleri ekonomideki büyümenin temel taşlarından oldu. Rakamlara bakıldığında çelik sektörü bu büyümede imalat sanayi içerisinde %21.3’lük bir paya  sahip. Bir yanda demir çelik sektörünün Türkiye ekonomisi içerisindeki önemli konumu öte yandan en büyük atık üreticisi olma özelliği bu sektöre yönelik çalışmaların ilgili bakanlıklarca hassasiyetle yürütülmesi gereğini ortaya koyuyor. Geçmiş yıllarda cürufların içerisine baca külleri karıştırılarak çevreye gelişi güzel bırakılan cüruflar büyük tehlike yarattı. Son yıllarda bu uygulamadan neredeyse tamamen kaçınılmakta; ancak, cüruf dağlarının oluşumuna çözüm henüz bulunamamaktadır.

Demir çelik sektörü bir çok  sanayi koluna hammadde sağlaması açısından ülke ekonomisi ve sanayileşmede öncü sektörler arasında yer alıyor.  26 milyon ton yıllık üretimi ile  gelişmekte olan ülkeler arasında öncü  role sahip olan Türk demir çelik sektörü, aynı zamanda, üretim faaliyetleri sonucu  yüksek  miktarlarda cüruf  oluşması nedeniyle ülkemizdeki en büyük atık üreticisi sektörler arasında yer aıyor.

2009 yılı verilerine göre demir çelik sektöründe 15 milyon 679 bin 456 ton hurda metal üretimde hammadde olarak kullanılmış. Demir ve çelik endüstrisinden kaynaklanan atıklar,

2008 yılında Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Ek–4 listesinde; 10 02 koduyla, “Isıl İşlemlerden Kaynaklanan Atıklar” olarak belirtilen 10 nolu başlık altında yer alıyor. Türkiye’de demir-çelik endüstrisinde, 2009 yılı sonu itibarıyla 24 adet tesis faaliyet gösteriyor.  Bu faaliyetler sonucu oluşan cüruf miktarı yaklaşık olarak yıllık 5 milyon ton olarak ifade ediliyor. Söz konusu atıkların yaklaşık yüzde 87’si tesislerde bekletiliyor. Yüzde 12’si düzenli depolanıyor, sadece yüzde 1’i ise geri kazanılıyor.

Ülkemizde demir-çelik sektörü faaliyetleri sonucu oluşan cürufun bir kısmı granüle cüruf olarak çimento sanayinde değerlendiriliyor.  Ancak geri kazanımı gerçekleştirilemeyen cüruflar çevre sorunu oluşturmanın yanı sıra, oluşturulması gereken depolama  alanlarının büyüklüğü nedeniyle ortaya çıkan maliyetler, depolama seçeneğini ekonomik olmaktan çıkarıyor. Halen, Kocaeli’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan  lisanslı olarak faaliyet gösteren 1  cüruf düzenli depolama  tesisi, İzmir’de ise cürufların geri kazanımı sonucu agrega, parke taşı, büz boru üretimi faaliyeti gösteren, yine bakanlık lisanslı 1 geri kazanım  tesisi bulunuyor.

Dünyada cürufların değerlendirilmesi amacıyla yapılan birçok bilimsel araştırma mevcut. Bu araştırmalara göre cüruflar; inşaat sektöründe, demiryolu balastı, beton agregası, çimento sanayi, briket ve tuğla yapımı, cüruf yünü, prefabrik eleman ve blok yapımı, dolgu malzemesi, yol-temel ve alt temel malzemesi olarak geniş bir alanda kullanılabiliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, demir-çelik cüruflarının içindeki değerli metallerin geri kazanımının mümkün olması nedeniyle, sözkonusu atıkların düzenli depolanması yerine geri kazanım alternatifini öncelikli yöntem olarak değerlendiriyor.

Bu kapsamda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, demir-çelik üretim faaliyetleri sonucu açığa çıkan cürufların yönetimine ilişkin olarak bir eylem planı hazırlandı. 2012 yılında sözkonusu plan çewrçevesinde, cüruf atıklarının potansiyel bir hammadde kaynağı olarak değerlendirilerek, katma değeri yüksek ürünlerin eldesinde kullanılmasına yönelik alternatiflerin  araştırılması ayrıca cürufun değişik amaçlar doğrultusunda kullanılabilirliğiyle  ilgili sektör temsilcisi kurum ve kuruluşlarla toplantılar yapılması planlanıyor. Bu arada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, demir-çelik sektöründen çıkan atıkların daha etkin biçimde yönetilmesini sağlamak amacıyla TOBB Türkiye Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi ve Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) ile  koordineli çalışmalar yürütüyor.

Bu doğrultuda gerek sektör temsilcisi kuruluşlar aracılığıyla gerekse üretici firmalar tarafından bakanlığa doğrudan sunulan projeler de değerlendirilmeye alınıyor.

Bu noktada, Recycling INDUSTRY Dergisi olarak, Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD yönetimine ‘Demir-çelik endüstrisinde faaliyet gösteren tesislerin çevre izin belgeleri ve geri dönüşüm tesis lisansları var mıdır, yoksa bulunmalı mıdır? ‘Milyonlarca ton cürufların ne kadarı geri kazanılmakta, ne kadarı tesislerde hangi sürelerde bekletilmekte ve ne kadarı düzenli depolanmaktadır?’, ‘Türkiye’deki mevcut geri kazanım tesislerinin sayısı bölgesel dağılımı ve kapasitesi cürufların geri kazanılması için yeterli midir?’,  ‘Demir-çelik üretimi sırasında oluşan bacı gazı külünde yüksek oranda toksik ağır metal olduğu bilinmektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren tesisler, ağır metal içeriği yüksek uçucu küllerin cüruf içine karışmasını önlemek amacıyla neler yapmaktadır?’, ‘Uçucu küller ve cüruf atıkları ayrı yerlerde depolanabilmekte midir? Bu bağlamda, ülkemizdeki kaç demir çelik üretim tesisinde baca gazında uçucu kül arıtım sistemi mevcuttur?’ ve ‘ Özellikle demir-çelik sanayinin yoğunlaştığı Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz bölgelerinde milyonlarca ton cürufun birikmesiyle ‘cüruf dağları’nın ortaya çıktığı görülmektedir. Bu cürufların sorun olmaktan çıkarılması konusunda Demir-Çelik üreticilerinin yaklaşımı nedir? Bu konuda önümüzdeki dönemde somut hangi adımların atılması öngörülmektedir?’ gibi sorular yönelttik.

Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan konuya ilişkin dergimizin ilerleyen sayılarında daha detaylı bilgilendirmelerde bulunacaklarını ifade etti ve genel durumu özetledi.                                                   

Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan ‘Cürufun Ekonomiye Kazandırılması Çalışmaları Hızlandı’ başlığıyla gönderdiği yazılı açıklamada şu görüşleri dile getirdi:

‘’Türk demir çelik sektörünün 2011 yılında, 34 milyon ton ham çelik üretmesi beklenmektedir. Entegre tesislerde, üretimin % 20’si, Elektrik Ark Ocaklı tesislerde ise, % 10-15’i civarında curuf çıktığı bilinmektedir. Çelik sektörümüzde, yıllık 6 milyon ton olarak tahmin edilen curufun, yarısı kadar bir bölümünü oluşturan yüksek fırın curufu, klinker üretiminde kullanılmak üzere, çimento fabrikalarına verilmekte, geriye kalan 3 milyon ton civarındaki çelikhane curufu ise, geri kazanım tesislerine yönelik yatırım çalışmaları devam etmekle birlikte, henüz yeterince, ekonomiye kazandırılamadığı için, atık sahalarında depolanmaktadır. 17 Haziran 2011 tarih ve 27967 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Bazı Tehlikesiz Atıkların Geri Kazanımı Tebliği kapsamında, depolama için istenen zemin geçirimsizliği, depo sahalarındaki zeminin yıllar içinde betonlaşan yapısı ile, fiilen sağlanmış bulunmaktadır. Suların drenajı amacı ile ızgara, kuşaklama kanalları ve benzeri toplama sistemlerinin oluşturulması gibi kriterlerin sağlanması ise, mevcut tesisler için uygulanabilir görünmemektedir.  Cürufun inert atık olduğu, başka bir deyişle, depolandığı yerde, su ile temasa geçtiğinde, çözünen maddeleri alıcı ortama taşımayarak, sorun yaratmayacağı analizler ile kanıtlanmıştır. Mevcut durum itibariyle, az sayıdaki ve sınırlı kapasitedeki cüruf geri kazanım tesisleri, kısa vadede sektörün ihtiyacını karşılamaktan uzak bulunmaktadır.  Diğer taraftan, baca tozu geri kazanımı yapan firmaların bulunmadığı geçmiş yıllarda, baca tozu ile cürufun karıştırılarak depolanması şeklindeki sınırlı da olsa bazı yanlış uygulamaların varlığı bilinmektedir. Ancak, mevcut durumda, baca tozu, geri kazanım tesisine gönderilmek üzere, işletme sahasında depolanmadan doğrudan doğruya nakliye aracına konulmaktadır. Cüruf, baca tozu ile karıştırılmadığı gibi, pota ocağı cürufu bile çelikhane cürufu ile karıştırılmayarak, inert atık yapısının korunmasına özen gösterilmektedir.

Ülkemizde, cürufun, yol stabilize malzemesi, asfalt ve beton üretiminde agrega ve dolgu malzemesi olarak kullanılmasının uygun olacağı değerlendirilmekte, bununla ilgili projelerin hayata geçirilmesi halinde, büyük yığınlar halinde işletme sahasında depolanan curufun kullanımının mümkün olacağı ve bu sayede,  doğal kaynak tüketiminin azaltılması imkânının elde edileceği değerlendirilmektedir. Bu konuda, Derneğimizin, TOBB Demir-Demirdışı Metaller Sektör Meclisi, ile işbirliği içerisinde başlattığı çalışmalar devam etmektedir. Çelikhane curufunun karayolu inşaatında agrega olarak kullanımında, çevreye olan zehirlilik etkisini ölçmek üzere gerçekleştirilen ekotoksisite analizlerinde, çelikhane cürufunun, tehlikesiz atık sınıfında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  Ayrıca, konunun, İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, İnşaat Mühendisliği Bölümü ve Mimarlık Bölümü yetkililerinin iştirakleri ile incelendiği bilinmektedir. Elde edilen sonuçlar curufun karayollarında kullanılmasında hiçbir sakınca bulunmadığı yönündedir. Konu, 14 Aralık 2011 tarihinde, Karayolları Genel Müdürlüğü Ar-Ge Dairesi yetkilileri ile de kapsamlı bir şekilde görüşülmüştür. Çalışmalardan elde edilen sonuçların müşahhas bir çerçeveye oturtulmasını müteakip, konu ile ilgili olarak, çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde, gerekli girişimlerde bulunulacaktır.’’

 

Öte yandan, merkezi Ankara’da bulunan ve demir çelik sektöründen kaynaklanan cürufların geri kazanımına yönelik tesis projeleri oluşturan M-C-T Makine, Çevre, Taşıma Teknolojileri A.Ş. Proje Müdürü Ali Aktan, konuyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

DÇÜD Çelik Dergisi’nde yer alan ilanlarınızda “Demir Çelik sektörünün en önemli çevre sorunlarından biri ‘cüruf’tur” ifadesi kullanılıyor. MCT olarak, sizin pencerenizden bakıldığında, cürufların yarattığı çevre sorunları nelerdir?

‘’Çelik üretimi; saf oksijenin, sıcak madene, bazik oksijen fırınlarında lans vasıtası ile üflenmesi ile gerçekleşmektedir. Oksijen üflemesi ile banyodaki C, Mn, P, Si gibi elementler yakılmakta ve bu elementlerin banyo içerisindeki derişimleri belirli bir seviyeye getirilmektedir. Oluşan fazla ısı ise hurda eritmede kullanılmaktadır. Kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan gaz oksitler, banyodan uzaklaşarak gaz toplama tanklarında toplanmaktadır. Sıvı halde olanlar ise, ilave edilen katkı malzemeleri ile birleşerek cürufu oluştururlar. Kısaca, çelikhane cürufu, çelik üretimi esnasında oluşan ve kompleks bir kimyasal yapıya sahip metalik olmayan yan üründür. Cürufun yaklaşık yarısı kireç (CaO) olup, geri kalanı sıcak metal ve hurdadaki elementlerin oksitlerinden meydana gelmektedir. Cürufun içinde % 8 ila % 17 arasında demir oksit (FeO) bulunmaktadır. Fiziksel olarak koyu gri renkte, tane şekli köşeli ve yüzeyi pürüzlü bir görünüme sahiptir (Şekil 1.).

İri tane boyutlu cüruf, aşınmaya karşı yüksek dayanımları, yapısındaki yüksek boşluklardan dolayı drenaja uygun olması ve iri köşeli tane yapısından dolayı kararlı, sağlam bir dolgu malzemesi niteliğindedir. Bunun yanında cüruf sert bir yapıya sahiptir. Yoğunluğu 3,5-5,5 t/m3 olan cüruf metal bileşimi kırılıp ayrıştırılarak, yoğunluğu 7,5 t/m3 olan demir metali ve yoğunluğu 2,6-3,0 t/m3 olan cüruf malzemesi haline getirilebilinir.

 

Cüruf yoğunluğu Şekil 2.’de verilmiştir. Çelikhane cürufu ayrışmayan ve inert olarak muamele görecek atıklar sınıfına girmektedir. Türkiye’de demir çelik sektörünün yıllardır çözüm bekleyen en büyük sorunu cüruf ve toz atıkların ilgili mevzuata göre bertaraf edilememesidir. Katı atık olarak adlandırılan cürufların önceki yıllarda ekonomik değerinin olmadığı ve sadece dolgu amacı ile kullanımının uygun olduğu düşünülmekte iken günümüzde bunun geçerli olmadığı kanıtlanmıştır. Özellikle son dönemlerde artan teknolojik gelişmeye paralel olarak üreticilerin cürufa bakış açısının tamamen değiştiği görülmektedir. Dünya üzerindeki birçok endüstrileşmiş ülke, cürufu bir katı atık olarak değil, ticari değeri olan bir yan ürün olarak görmekte ve çeşitli alanlarda kullanmaktadır. Geri dönüşüm, atıkların değerlendirilmesi dışında, bir yandan doğal kaynakların korunmasını sağlarken, diğer yandan da dönüşüm sürecinde işlem sayısının normal işleme göre az olması nedeniyle enerji tasarrufu sağlamakta, çöp alanlarının ömrünün artmasına ve belediye araçlarının çöpleri düzenli toplamasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca Geri dönüşüm, ekonomiye de büyük katkılar sağlamaktadır. Bu artışla birlikte çeliğin yanında ortaya çıkan cüruf veya atık tozlar gibi diğer materyallerin de miktarlarında önemli artışlar olacaktır. Bunların dönen ekonomi çerçevesinde devamlı işlenmesi veya içeriğindeki değerli maddelerin geri kazanılması gerekmektedir. Uzun yıllardır gelişi güzel şekilde depolanan atıklar, bölge için çözüm bekleyen önemli sorundur. Bu nedenle cürufun geri kazanım yolu ile bertaraf edilmesi hem çevresel açıdan hem de ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Demir Çelik fabrikaları genellikle deniz kıyısında kurulmuşlardır. Bu bölgelerde arazi fiyatları demir çelik fabrikalarının kurulması ile değerlenmiştir. Dolayısı ile bu bölgelerde arazi bulmak bile kolay değildir. Cüruf yığınları nedeni ile yeni tesisler kurulamamaktadır. Cürufun neden olduğu sorunlar sadece görsel kirlilik değildir. Aslında ekonomik olarak değerli olan atığın ‘atıl’ bir şekilde depolanmasıdır. Çevre sorununa gelince doğal taş çıkarmak için her yıl onlarca yeni taş ocakları açılmaktadır. Yüzlercesi de harıl harıl çalışmaktadır. Doğal taşın yerine kullanılabilecek bir atık (cüruf) varken, doğal kaynakları tüketmek MÇT olarak bizce cüruf ile ilgili en büyük çevre sorunudur. ‘’

 

MCT olarak bu sorunları ortadan kaldırarak, cürufu ekonomiye kazandıracak projeleriniz hakkında detaylı bilgiler aktarır mısınız?

 

‘’Projemiz kapsamında demir-çelik fabrikalarında oluşan elektrik ark ocakları ve pota ocakları cüruf atıkları geri dönüşümü yapılacaktır. Demir – Çelik üretimi yapan çevredeki tesislerde oluşan cüruflar ile mevcutta ve karışık (EAO+PO) vaziyette depolanmış bulunan cüruflar tesise kabul edilecek olup, hiçbir şekilde baca tozu gibi tehlikeli atıklar ile kontamine olmuş cüruflar kabul edilmeyecektir. Yeni oluşan cüruflar ise ayrı ayrı olarak tesise gelecektir. Tesis projelendirmesi, cürufların karışık ve ayrı ayrı işlenmesini sağlayacak şekilde yapılmıştır. Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) ile firmamız MÇT A.Ş. demir çelik fabrikalarının yoğun olduğu bölgeler başta olmak üzere katı atık bertaraf, cüruf geri kazanım tesisleri kurmak konusunda işbirliği sözleşmesi imzalamışlardır. İlk etapta İskenderun olmak üzere tüm bölgelerde cüruf geri kazanım tesisleri kurulması planlanmaktadır. Planlanan cüruf geri kazanım tesisi, konvansiyonel bir kırma-eleme tesisi ile benzer bir işleyişe sahiptir. Demir-Çelik Fabrikaları dahilindeki çelikhanelerden çıkan cürufun, endüstride yeniden hammadde olarak kullanılması için planlanmıştır. Projemiz kapsamında inşa edilecek tesis içerisinde inşa edilecek üniteler aşağıda belirtilmiştir.

• Hammadde Ön Hazırlama Sahası: Demir Çelik fabrikalarından getirilen cüruf bu alanda cürufun cinsine (PO  / EAO  / PO+EAO) göre ayrı ayrı geçici olarak depolanacaktır. Bu alandan yükleyiciler vasıtası ile alınan cüruf prosesten geçirilmek üzere sisteme dahil edilecektir.

• Mekanik Proses Alanı: Bu alanda cüruf kırma, eleme ve ayrıştırma işlemlerinden geçirilerek mamul ürün geçici toplama ve yükleme sahasına sevk edilecektir. Mekanik Proses alanını oluşturan ekipmanlar; elekler, kırıcılar, manyetik ayrıştırıcılar, konveyör bantlar, ıslak proses vb.

• Mamul Ürün Geçici Toplama ve Yükleme Sahası: Prosesten geçirilen ve metal ayrıştırması yapılan cüruf (ürün) bu alana sevk edilecektir. Beş farklı tane boyutunda elenen ürün ayrı bölmelerde stoklanacaktır. Otomatik karışım hazırlama ve yükleme sistemi ile hazırlanan ürün pazarlanmaya hazır hale getirilecektir.

• Binalar: Tesis içerisinde gerek idari gerekse teknik ihtiyaçları karşılamak üzere çeşitli binalar inşa edilecektir. Tesis içerisinde gerek personelin güvenliğinin sağlanması gerekse ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli tüm imkanlar sağlanacaktır. Ayrıca mekanik ekipmanların bakım ve tamirlerinin yapıldığı ve yedek parçaların depolandığı depolama binaları olacaktır.

• Diğer Yardımcı Yapılar: Tesis içerisinde gerek ulaşımın sağlanması gerekse drenaj sistemleri için yollar ile açık ve kapalı olmak üzere drenaj kanalları ile ulaşımı sağlayacak yollar inşa edilecektir.

Özellikle demir-çelik sanayinin yoğunlaştığı Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz bölgelerinde milyonlarca ton cürufun birikmesiyle ‘cüruf dağları’nın ortaya çıktığı görülmektedir. Bu cürufların sorun olmaktan çıkarılması konusunda MCT olarak devlet ve sektörün hangi adımları atması gerektiğini düşünüyorsunuz?

‘’Sadece cüruf için değil; doğal bir hammaddenin yerine kullanılabilecek bir atık var ise öncelikle bu atıkların kullanılması yönünde teşvikler ve hatta zorlamalar olmalıdır. Böylelikle olası çevre soruları olan atıklar tüketilerek hem sorunlar ortadan kaldırılacak veya azaltılacak hem ekonomik katkı sağlanacak hem de doğal hammaddenin korunması veya kullanımının azaltılması sağlanacaktır. Cüruf için de aynı şeyler geçerlidir. Cüruf belli bir prosesten geçirilerek ekonomiye kazandırılarak doğal taşların korunması sağlanarak cüruf dağları ortadan kaldırılabilinir. Atık konusunda en önemli değerlendirme veya geri kazanım, atığı yerinde yok etmek, azaltmak veya değerlendirmektir. Cüruf konusunda bazı demir çelik fabrikaları bu geri dönüşüm konusunda bazı çalışmalar yapmış olsalar da bu çalışmalar yeterli olmamıştır. Cüruf geri kazanımı ve yeniden değerlendirilmesi konusunda devlet kurumları gerekli kolaylığı ve teşviki sağlamalıdır. Örneğin Karayolları Genel Müdürlüğü yeni taş ocakları açmaktansa cürufun agrega olarak kullanılması yönünde çalışmaları destekleyebilir. Bu yönde de firmamız ile cürufun agrega olarak kullanılması konusunda birlikte seve seve çalışacaklarını bildirmişlerdir.

 

Halen Kocaeli ve İzmir’deki bakanlık lisanslı tesisler size göre yeterli midir? Bu sayının arttırılması için neler yapılmalıdır? Mevzuat, teşvik ve altyapı gibi alanlarda hangi adımlar atılmalıdır?

 

‘’Bu bölgeler ve çelik üretimi yapılan diğer bölgelerdeki cüruf dağları azalmayıp sürekli büyüdüğüne göre cüruf geri kazanımı yapan tesisler yetersizdir. Zaten şirketimiz de bu alandaki ihtiyacı dikkate alarak cüruf geri kazanımı konusunda çalışma yapmaya karar vermiştir. Sadece cüruf değil, diğer tüm atıkların ekonomiye kazandırılması için yapılacak tesisler teşvik, uygun şartlara haiz kredi gibi enstrümanlarla desteklenmeli ve bu tesislerde üretilecek ürünlerin direkt veya alternatif olarak kullanılabileceği alanlarla ilgili özendirici mevzuat değişiklikleri süratle yapılmalıdır.”

 

Firmanıza ait projeler hayata geçirildiğinde, halen yıllık 5 milyon ton olarak ifade edilen cüruf miktarlarındaki yüzde 1’lik geri kazanım oranı hangi rakamlara ulaşacaktır...?

 

‘’Cüruf içerisinde bulunan çeliğin, cüruf ile birlikte atık olarak işlem görmesi, ekonomik kayıp olarak değerlendirilmektedir. Cüruf geri dönüşüm tesisleri çelikhane cüruflarının atık malzeme olmaktan çıkarılarak, demirden ayrıştırılan cürufun, agrega olarak değerlendirilmesine olanak sağlamaktadırlar. Cüruf geri kazanım tesislerinde işlemden geçirilen cürufun % 100 geri kazanımı sağlanacaktır. Agrega olarak değerlendirilen cüruf çeşitli inşaat işlerinde kullanılarak tekrar ekonomiye kazandırılmaktadır. Çelikhane cürufunun bu alanlarda kullanımı ile sınırlı doğal kaynaklarımızın hızlı tüketiminin önlenmesi, maden ve taş ocaklarının oluşturduğu görsel kirlilik ve atıkların neden olduğu çevre problemlerine bir ölçüde çözüm getirilmesi de sağlanmış olacaktır. Dünyada çelikhane cüruflarının değerlendirilmesine yönelik birçok bilimsel araştırma yapılmış, bu malzemenin özellikle kara ve demir yollarında temel stabilizasyonunda, temel ve temel altı malzemesi olarak, buzlanmada kaymayı önleyici kum olarak, çimento sanayinde ve tarımda konvansiyonel malzemelere göre ekonomik, teknik açıdan mümkün ve çevre açısından kabul edilebilir olduğu belirlenmiştir. Birçok ülkede yüksek fırın cürufunun %100’ü, çelik cüruflarının ise %75-80’i tekrar kullanılmaktadır. Cürufun ülkelere göre birim ham çelik üretimi başına oluşum miktarları ve kullanım oranları Tablo 1.‘de verilmiştir. Cüruf kullanım alanları her bir ülke ve tesisin kendine özgü koşullarına göre değişebilmektedir. Temel ve temel altı malzemesi, toprak set, dolgu, ana yol banketleri ve sıcak asfalt karışımları uygulamalarında agrega olarak çelik cürufunun kullanımı artık standart bir uygulama haline gelmiştir. Bu alanlarda kullanılmadan önce uygulama alanına ilişkin özellikleri sağlaması amacıyla çelikhane cürufları işlemden geçirilmelidir. Bu kapsamda işlemden geçirilen cürufun yapı ve dolgu malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması ve uygun kullanım alanın belirlenmesi amacıyla resmi kurumlar ile ortaklaşa çalışmaların yapılması planlanmaktadır. Bu çalışma neticesinde tesis faaliyetleri sonucu çıkan cüruf malzemesinin; i) Yol dolgu malzemesi ii) Beton agregası ve iii) Asfalt beton agregası olarak kullanılabilirliği araştırılacaktır. İskenderun Katı Atık Bertaraf (Cüruf Geri Kazanım) tesisinde proses (metal geri kazanımı) sonrası elde edilen cüruf yapılan uygun kullanım test ve araştırmaları sonrası, kullanım alanlarına göre öncelikli olarak tesis içerisinde yapılacak inşaat çalışmalarında (dolgu işleri, drenaj işleri, yolların yapımı, istinat ve tesis duvarları ile tesisteki diğer betonarme işlerinde) olmak üzere, agrega olarak beton yapı malzemesi, karayollarında dolgu ve asfalt içerisinde, veya beton işlerinde değerlendirilecektir. Prosesten geçirilen cüruf atık değildir; bir üründür.”

 

E-BÜLTEN

Bize mail adresinizi ulaştırarak , yeniliklerimizden ilk siz haberdar olabilirsiniz.

TAKİPTE KALIN